02: Puzzle Yapıyoruz : Çok özel bir puzzle

Çarşamba, Nisan 18, 2018


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Evliliğin ilk ayının içerisindeyim. Bu nedenle buralarda pek olamıyorum, lakin kısa zaman içerisinde yeniden eski aktif durumuma geçeceğimi belirtmek isterim. (Kitap okuyabildiğim de yok bu ara maalesef.)

Neyse bu günkü yazımızın konusu bunlar değil. Mavi’m ile evimide yaptığımız ilk puzzle ı paylaşacağım sizinle. Bundan önce yaptığım tüm puzzlelar bir yana bu puzzle bir yana. (Gerçekten hem anlam açısından hem de yapım açısından çok ama çok farklı bir puzzle oldu.)

Lafı fazla uzatmanın anlamı yok… İyi seyirler diliyorum…



97: KİTAP YORUMU : Sherlock'un Kadınları / Bayan Hudson ve Mary Watson Serisi 1

Cuma, Mart 30, 2018

Kitap Yorumları, Sherlock Holmes, Michelle Birkby, Sherlock'un Kadınları, Bayan Hudson ve Mary Watson Serisi, arkadya,

Yazar: Michelle Birkby
Baskı Tarihi: Ağustos 2017
Sayfa Sayısı: 440
ISBN: 9786051880891
Orijinal Adı: The House at Baker Street
Çeviri: Dilek Parsadan
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat, Macera-Aksiyon

KİTAP HAKKINDA


Her dâhi dedektifin arkasında dâhi bir kadın vardır…

Baker Sokağı sakini Bayan Hudson’ın, sığınağı olarak gördüğü mutfağında yapmayı en çok sevdiği şey, çay demlemek ve kek pişirmektir. Ta ki dâhi dedektif Sherlock Holmes, bir gün ondan yardım istemek için gelen Laura Shirley adında bir kadını geri çevirene dek…

Laura Shirley’nin merdivenin başında ağladığını gören Bayan Hudson, kadını mutfağına davet eder ve ne sıkıntısı olduğunu öğrenir. O an karar verir. Bu zamana kadar güvenli liman olarak gördüğü 221B numaralı evinin mutfağından çıkma vakti gelmiştir. Davanın izini kendisi sürecektir… Doktor John Watson’ın sevgili eşi Mary Watson da ona yardım edecektir. Daha fazla gölgede durmayacak aydınlığa çıkacaklardır. Ancak işler sandıkları gibi kolay gitmez, tamamlamaları gereken yapbozun parçalarını bulmak tehlikeli sulardan geçmeyi gerektirecektir…

Bu bir Bayan Hudson ve Mary Watson macerasıdır…

Çayınızı elinize alın ve koltuğunuza kıvrılın. Oyun başlıyor!

Michelle Birkby’nin kaleme aldığı Sherlock’un Kadınları, her işin üstesinden gelebilecek kadınların dayanışmasını, içlerindeki gücü ve merhameti müthiş bir dille anlatıyor. Orijinal hikâyelerin lezzetini aratmayacak olan bu kitaba bayılacaksınız. (Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Düğün telaşı geride kalmışken kitap yorumlarına kaldığımız yerden devam edelim hemen. Bu gün karşınıza Sherlock’un Kadınları isimli Michelle Birkby romanı ile gelmiş bulunmaktayım. Arkadya tarafından yayınlanan eseri okuyanlar muhakkak vardır aranızda, bakalım kitap hakkındaki fikirlerimiz ne kadar uyuşacak. 

İçerik Yorumu

Sherlock’un Kadınları kitabını sadece ismine bakarak aldım. Hakkında ne bir yorum okudum, ne de bir ön bilgiye sahiptim. Arkadaya tarafından yayımlanan esere karşı biraz ön yargım olsa da (Konu Arkadaya yayınevi olunca Sherlock’un sevgilileri hakkında falan diye düşünmüştüm açıkçası) beklediğim çok ötesinde bir eser oldu.

İlk 50 sayfayı okurken, klasikleşen Sherlock kitaplarında olduğu gibi hızlı bir giriş ile karşılaşmamam nedeniyle sıkıldığımı hissettiğim anlar oldu açıkçası. Lakin bu hisse kendinizi fazla kaptırmayın çünkü sonrasındaki tempo gerçekten Sherlock hayranlarını memnun edecek seviyede.

İçerik anlamında beni tatmin eden başlıca konu; Doyle tarafından yazılan Sherlock eserlerinde olduğu gibi kitaptaki kahramanlarımızın ciddi anlamda kendilerine hayran bırakan çözümlemeleridir. Eserde Bayan Hudson sürekli olarak; “Bay Sherlock olsa ne yapardı?” gibi bir cümle kullanıyor ki yazarımızın da bu noktada “Bay Doyle olsa bu olayı nasıl anlatırdı?” gibi bir soru üzerine olayları şekillendirdiği kanısındayım.

Bu arada Bayan Hudson demişken, kendisinin orijinal hikayelerdeki pasif tutumu yerine Birkby’in hikayelerindeki aktif halini tercih ettiğimi belirtmem lazım. Olayları anlatış olarak da bir Sherlock hayranı olarak beni memnun etmiş durumda. Bayan Watson’da başarılı bir karakter olmuş ve kocasıyla boy ölçüşebilecek kapasitede bir karakter haline gelmiş.

Sonuç olarak Michelle Birkby’in kitabı için söylenebilecek beklide en güzel cümle şu olacak gibime geliyor; “Doyle’un romanlarında perdenin arkasında kalan karakterlere bir saygı duruşu”  Bence bu kitabı en güzel anlatabilecek olan cümle budur benim için.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,9

Yazım Dili Yorumu

Michelle Birkby’in ülkemizde yayınlanan ilk kitabı Sherlock’un Kadınları… Konu itibari ile keniiini her yönden Arthur Conan Doyle İle karşılaştırmak zorunda hissediyorum kendimi. Ama bu noktada şunu belirtmek lazım ki Doyle ile ciddi anlama yarışır durumda bence. Buna yazım dilinin akıcılığı ve anlaşılırlık da dahil. Durum bu olunca yazım dilinde de güzel bir not alacak elbette Birkby.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

Arkadaya’nın klasikleşen yayın politikasının dışında yer alan bu kitabı basması gerçekten beni şaşırttı. Ama şunu demem lazım ki farklı bir lezzet ve tat katmışlar. Kapağın görselliği ve tasarım gerçekten eserin lezzetini farklılaştırmış. Ben beğendim. Umarım ki kısa zaman sonra yazarın ikinci kitabı olan “The Woman of Baker Street” i basarlar. Merakla bekliyor olacağım. 

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Ayakta durmakta zorlanan bir bedenin temiz bir ruhu olsa ne olurdu?  (Sayfa 91)

Hediye atın dişine bakılmaz (Sayfa 210)

Artık biliyorduk. Bilmek bizi değiştirmişti. (Sayfa 276)

Hayat sırlarla doludur. Ve ben hayattaki en büyük sırrı hep bildim. Aşk diye bir şey yoktur. (Sayfa 322)

Kavuştuk!

Perşembe, Mart 29, 2018

Estikçe, Mavim,


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Bu adam öldü mü, kaldı mı? Hiç mi merak edeni yok şu koca mecra da... Sanırım yok : ) Neyse o kadar da önemli değil birilerinin merak edip etmemesi.  Lakin yine de yaklaşık 1 ayı geçkin süredir nerelerde olduğumu açıklayarak dönüyorum aranıza yeniden…

Ey ahali duyduk duymadık demeyin, duyanlarda bir zahmet duymayanlara iletiversin. Yeşili mavisine kavuştu. Evlendim ömrümün sahibi olan güzel kadınla. Mutluyum demek az kalır an itibari ile yaşadığım sevinci anlatmaya…

Daha önceki yazılarımda sizlere yakında evleneceğimizi ifade etmiştim bu satırlardan.  50 gün var, 35 gün var, 3 gün – 5 gün var derken geçtiğimiz Cuma – Cumartesi günleri düğünümüzü yaptık çok şükür. Kazasız belasız, sorunsuz sıkıntısız bir düğün geçti bizim adımıza. En güzeli de sonunda bir araya gelmek, kendi yuvamızda yan yana, omuz omuza olabilmekti. Çok bekledik bunun için ama sonunda önce çaba meyvesini verdi ve başardık.

Aramızda olan tüm dostlarımıza tekrardan buradan teşekkür ederim. Gerçekten böylesi günlerde anlıyorsunuz kimler tarafından önemsendiğinizi. Ve inanın sevildiğinizi görmek kadar bir insanı memnun edecek hiçbir şey yok bu hayatta.

Hazır sevilmekten bahsetmişken bir kez daha söyleyeyim huzurunuzda ömrümün sahibine; “Seni seviyorum ömrüm. Hayatıma hoş geldin. Seni bana verene şükürler olsun. Varlığınla şereflendirdiğin ömrüm artık eskisinden çok ama daha çok güzel. Teşekkürler kadınım, iyi ki varsın.”


NOT: Şimdilik bu kadar, lakin ilerleyen günlerde düğünle ilgili ayrıntılı bir yazı daha yazmayı planlıyorum. 

Pazar 6'lısı #12 Kış Olimpiyatları

Pazar, Şubat 25, 2018


Pazar 6'lısı, Estikçe, Kış Olimpiyatları
Cahil Okur’dan herkese merhabalar.

Yeni bir haftaya girmeye az bir zaman kala, yeni Pazar 6’lısı ile karşınızdayım. Bu hafta yine faklı bir konsept var Pazar 6’lısında. Bu ayın konuları biraz geç gelmiş olsa da sevgili Esseve Rin güzel bir konsept hazırlamış bizlere. Olayı kendi ağzından aktaracak olursak “Şu ana kadar ki en orijinal Pazar 6'lısı temalarından biri bu oldu diyebilirim. Malum Güney Kore’de şu an Kış Olimpiyatları yapılıyor. Dedim biz niye yapmayalım? :D Kış Olimpiyatları’ndaki birkaç kategoriyi kitaplara uyarladım, umarım seversiniz. Aşağıda belirttiğim her kategoriye bir kitap seçme şeklinde gerçekleştireceğiz” Evet, lafı uzatmadan hemen Pazar 6’lısına geçiyorum.

1) Kayakla Atlama- Sıkıldığınız için atlayarak okuduğunuz bir kitap

Sanırım cevap veremeyeceğim tek soru bu olur. Bir kitabı başlamışsam yarım bırakmam, okuyorsam da ne kadar sıkılsam atlayarak okuyamam. Bana göre değil. Elbette sevmediğim kitapları beynim çabuk unutur ama yine de atlayarak okuma yapmıyorum hiç.


2) Kızak- Herhangi bir toplu taşımada okuduğunuz/okumaya uygun bir kitap

Aslında bu sorunun net bir cevabı olamaz sanırım. Ancak toplu taşımada okumaya uygun diyebileceğim bir kitabın daha hafif ve okurken yormayacak türde bir kitap olması gerektiğinden yola çıkarak tercihimin Sherlock Holmes eserleri olacağını ifade edebilirim. Hatta daha da ayrıntı verecek olursam Martı Yayınları’ndan çıkan ve 5 kitapta toplam 55 hikaye barındıran seriden bahsediyorum. (Yakında yeniden okumayı planlıyorum.)

3) Kısa Mesafe Sürat Pateni- Bir oturuşta okumalık bir kitap

Grigory Petrov’un Beyaz Zambaklar Ülkesi’nde kitabı geldi aklıma ilk olarak. Herkesin okuması gereken ve elimden geldiğince tavsiye ettiğim bir eser. Hem kısa hem de akıcı bir eser. Kesinlikle Kısa Mesafe Sürat Pateni için uygun : )

4) Biatlon- Hem filmini izlediğiniz hem de kitabını okuduğunuz bir kitap

Aslında bir çok kitabı örnek verebilirim ama ben favorim olan Yüzüklerin Efendisi üçlemesini örnek vermek istiyorum. Seriyi bir kez okudum, en az 10+ kez izledim. Yine olsa yine izlerim açıkçası. Ki Mavi’m ile düğün sonrası böyle bir planımız var.

5) Curling*- Sizi düşündüren bir kitap
Bu tip bir soru geldiğinde hep aynı cevabı veriyorum; Rüzgarı dizginleyen Çocuk…
6) Serbest Stil Kayak- Bu yazıyı okuyanlara önereceğiniz bir kitap

Soz zamanlardaki en büyük favorim olan Mıllennıum Serisi size önereceğim eser olacak. Az bir şey olsa da eğer polisiyeden hoşlanıyorsanız aşık olacağınız bir eser.

İşte bu haftanın Pazar 6’lısı bu şekildeydi. Sizde aramıza katılmak isterseniz eğer her hafta hangi konuyu yazacağınızı Esseve Rin’den öğrenebilirsiniz.  Kendisi önerilere de her zaman açıktır.

96: KİTAP YORUMU : Kayıp Kentin Yakışıklısı

Cumartesi, Şubat 24, 2018

Kayıp Kentin Yakışıklısı, Yılmaz Erdoğan, Sel Yayıncılık, Aşk, Şiir, Kitap Yorumları,
Yazar: Yılmaz Erdoğan
Baskı Tarihi: 1999
Sayfa Sayısı: 96
ISBN: 9789755700182
Yayınevi: Sel Yayıncılık
Kitabın Türü: Aşk, Şiir

KİTAP HAKKINDA


Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim,
çocuk olmaktan...
Ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu babam...
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Yorumları geciken kitapları serisi devam ederken, çekilişimiz de devam ediyor dostlar. Bu gün karşınıza Yılmaz Erdoğan’ın Kayıp Kentin yakışıklısı kitabıyla geldim. Lafı uzatmadan hemen yorumlamaya geçelim o vakit…

İçerik Yorumu

Yılmaz Ertdoğan oyunlarını sevdiğim, oyunculuğuna çoğu zaman hayran kaldığım bir isim oldu hep. Bir şair olarak Yılmaz Erdoğan ise benim adıma ilk üçe girebilecek nitelikteki kişilerdendir.

Kayıp Kentin Yakışıklısı, Erdoğan’ın ilk kitabı yanlış hatırlamıyorsam. Kolay okunabilen ve içerisinde Şair Yılmaz Erdoğan dediğinizde aklınıza gelebilecek ilk şiirleri bulunmakta. Hatta şöyle diyebilirim en meşhur şiiri “Yaşayabilme İhtimali” ile başlayan kitap, esere adını veren “Kayıp Kentin Yakışıklısı” şiiri ile son bulmakta.

Yarım saat gibi bir zaman zarfında bitirdim eser, içerik olarak bana hitap eden bir yapıya sahipti. Hem şiirin sevdiğim bir türü vardı ortada hem de kalemine hayran olduğum bir şair.

Kayıp Kentin Yakışıklısı  ile alaklı olarak son olarak söyleyeceğim şudur; eğer şiirleri seven bir kişi iseniz kesinlikle okumalı ve de kitaplığınızda bulundurmalısınız.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,7

Yazım Dili Yorumu

Yılmasa Erdoğan’ı sevdiğimi yukarda da anlattım sizlere. Yazımı oldukça sade ve herkesin anlayabileceği türde bir anlatıma sahip. Bu anlamda bu kategoride benden iyi bir notu hak eden bir isim.  

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,8

Yapısal Yorum

Yukarıdaki görsel de gördüğünüz kapak olan baskısı var bende. Gerçekten kapağa hayran kaldım diyebilirim. Az sayıda kapak için bu kelimeleri kullanırım; kendisi benim adıma unutulmaz kapaklardan bir tanesi. Eser içeriğinde de herhangi rahatsız edici bir nokta ile karşılaşmadığım için bu kategoride de puanım yüksek olacak.  

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Bir insanın sevmekle başlıyordu her şey,
ve boşanmak için
en az iki şahit gerekiyordu! (Sayfa 19)

ve ben ne zaman,
kiminle sevişsem,
hala seni aldatıyorum! (Sayfa 20)

Aşkları da devralır mı
kalp nakli yaptıranlar? (Sayfa 38)

Yaşlanmakla ıslanmak aynı şey (Sayfa 47)

kalbim bir etten organ sadece
kalbim yüreğim olur,
sen gelince... (Sayfa 74)

Çekiliş Vakti #8

Cumartesi, Şubat 17, 2018

Çekiliş, Estikçe, kitap çekilişi

Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Klasikleşen ÇEKİLİŞ zamanımız gelmiş durumda. 95. kitap yorumumu yayınladım ve yeni çekilişimiz başlamış durumda. Daha önceki çekilişlerde de olduğu gibi 100. kitap yorumunun yayınlanması ardından çekiliş son bulmuş olacak.

Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenleri ise bu sefer biraz değiştirme kararı aldım. Sadece çekiliş için buralarda olan arkadaşları biraz saf dışı bırakmak adına yaptığım bir şeydi bu…

GFC’den blogumu takip etme şartı aynı şekilde devam ediyor. Lakin paylaşım ya da kendi blogunuzda ekstra tanıtım falan istemiyorum artık. Sadece 91. kitap ile 100. kitap yorumları dahil olmak üzere arada yazdığım yazılara yorum yapan arkadaşlarım ekstra 1’er hak kazanacak. Her yorum +1 hak anlamına geliyor. 

Çekiliş neticesinde ödülü yine kendiniz belirleyeceksiniz. 91. Kitap ile 100. Kitap arasındaki istediğiniz bir eseri seçebilirsiniz.


Blogger tarafından desteklenmektedir.