100: KİTAP YORUMU : Olimpos'un Kanı / Olimpos Kahramanları 5

Salı, Mayıs 22, 2018

Kitap Yorumları, Olimpos'un Kanı, Olimpos Kahramanları, Rick Riordan, The Blood Of Olympus, Belgin Selen Haktanır Us, Doğan Egmont Yayıncılık, Roman, Fantastik
Yazar: Rick Riordan
Baskı Tarihi: 2014
Sayfa Sayısı: 480
ISBN: 9786050922844
Orijinal Adı: The Blood Of Olympus
Çeviri: Belgin Selen Haktanır
Yayınevi: Doğan Egmont
Kitabın Türü: Roman, Fantastik

KİTAP HAKKINDA


Nico di Angelo onları uyarmıştı: Hades'in Evi en kötü anılarını uyandıracak, hayaletlerini huzursuz kılacaktı… Nitekim şimdi her biri zor durumda. Teker teker korkularıyla yüzleşmekten başka çareleri yok. Jason, küçükken onu terk eden annesinin hayaletiyle karşıkarşıya. Bir lider olarak gücünü nasıl kanıtlayacağını bilmese de, annesinin yaptığı gibi sözünden vazgeçecek değil. Nico, bir kez daha Reyna ve Koç Hedge ile gölge yolculuğu yaparsa hayalete dönüşebilir. Yine de bu karar, kehanetin belirttiği gibi başka birisinin hayatını kaybetmesini engelleyebilir. Athena Parthenos'u, savaş patlak vermeden Melez Kampı'na götürmeye çalışan Reyna'nın peşinde zalim bir avcı var. Korkularını yenmeye çalışan Piper, üzerine düşeni yapmak için hazır. Leo ise planının işe yaramamasından ve arkadaşlarının işine karışmasından endişe duyuyor. Oysa hepsi biliyor ki, Toprak Ana'yı alt etmek için içlerinden biri ölmeli…
(Arka Kapak Yazısı)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Ve nihayet 100. kitap yorumuna ulaştık. Uzun zaman oldu belki blogu açalı, belki de daha önceleri ulaşmalıydım bu rakamlara ama bir dönemeci daha bu yorum ile aşmış olacağım. Rick Riordan’ın Olimpos’un Kanı kitabıyla karşınızdayım bugün.

İçerik Yorumu

Olimpos Kahramanları serisinin son kitabıydı Olimpos’un Kanı eseri… Rick Riordan ile geç tanışmış bir adam olduğumu daha önce de söylemiştim, bu seriyi noktalayarak tanışmayı artık geride bıraktık ve biraz daha samimi olduk diyebilirim.

Serinin diğer eserlerinde olduğu gibi yine her karakterin hikayesi bölüm bölüm ve ayrı ayrı anlatılıyor. Başta bu konuların genel ilerleyişini bozan bir ayrıntı olarak çıksa da karşınıza ilerleyen süreçte bu tarz anlatım sizi kendisine normal anlatımlara göre daha fazla bağlamakta.

İçerik anlamında işlenen konular, benim gibi mitolojiye az biraz meraklıysanız, kesinlikle sizi kendine bağlayacaktır. Ayrıca mitoloji adına yeni bilgilerle de karşılaşacağınıza eminim. Bu aslında kitabın okuyucuya verdiği en büyük artı benim fikrimce.

Kitapta işlenen konu bazında düşünürsek; arkadaşlık, mücadele, hırs ve kendi yolunu kendin belirleme adına güzel alt metinlerle karşılaşacaksanız. Kahramanların karşılaştıkları zorluklar sizleri farklı düşüncelere sevk edebileceği gibi “Ben ne yapardım?” sorusunu da kendinize soracağınıza eminim.

Sonuç olarak serinin sonuna yakışır bir kitap olarak görüyorum Olimpos’un Kanı eserini. Bu okumayla birlikte Olimpos Kahramanları Serisi sona ermiş oldu. Genel bir değerlendirme de yapacağım elbette ilerleyen günlerde.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,7

Yazım Dili Yorumu

Rick Riordan’ın basit ve anlaşılır dili her zaman hoşuma gitmiştir. Şahsi kanaatimce bu konuda herhangi bir problem bulunmamakta.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,8

Yapısal Yorum

Kitabın beklide tek sıkıntılı yanı yapısal özelliklerindeydi. İçerisindeki bir çok yazım yanlışı yanı sıra kapak tasarımı da maalesef hoşuma gitmedi. Ancak “Bu kadar kusur kadı kızında da bulunur” diyor ve bu konuya fazlaca takılmamanız gerektiğini belirtiyorum.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,3

SEÇTİĞİM SÖZLER


İnsanlar yalan söyler. Verilen sözler tutulmaz. (Sayfa 35)

Ölüler her zaman hayattakilerin sayısını aşar.  (Sayfa 80)

Duygularından sıyrılmak için düşünemezsin.  (Sayfa 196)

Geçmişiniz ne kadar acı ve karanlık olsa da onu kucaklamamız gerekir.  (Sayfa 233)

Bazı ölümleri engellemek mümkün değildir.  (Sayfa 448)

99: KİTAP YORUMU : Arı Kovanına Çomak Sokan Kız /Millennium Serisi 3

Cumartesi, Mayıs 05, 2018

Kitap Yorumları,  Arı Kovanına Çomak Sokan Kız, Millennium Serisi, Stieg Larsson, Pegasus, Luftslottet som sprängdes, Ali Arda, Roman, Polisiye, Aşk, Edebiyat,
Yazar: Stieg Larsson
Baskı Tarihi: Mayıs 2013
Sayfa Sayısı: 800
ISBN: 9786054456062
Orijinal Adı: Luftslottet som sprängdes
Çeviri: Ali Arda
Yayınevi: Pegasus Yayıncılık
Kitabın Türü: Roman, Polisiye, Aşk, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


“Sizi uyarıyoruz: Millennium üçlemesi kesinlikle bağımlılık yapıcı.”
-The Guardian

“Dönüp tekrar tekrar okumak istiyorsunuz. Millennium üçlemesi bu milenyumun en iyi üçlemesi.”
-John Timpane, Philadelphia Inquirer

“Stieg Larsson’u okumak, sert bir kahve gibi sizi canlandırır… Kitaplar sıra dışı bir şekilde aksiyon dolu ve düpedüz bağımlılık yaratıcı. Larsson son derece zeki bir aktivist ve feminist olmanın yanı sıra Tanrı vergisi bir aksiyon yazarlığı yeteneğine de sahip…”    
-David Kamp, New York Times

“Kasırga gücünde bir roman. Alexandre Dumas’ın Üç Silahşörler’ini veya Charles Dickens’ın romanlarını aynı hararetli heyecanla okumuştum. Olağandışı… Hiç gocunmadan söylüyorum: Muhteşem.”
- Mario Vargas Llosa, El Pais

“Larsson üstün bir yazar. Kurgunun birçok katmanını sıkıca bir ipe bağlıyor ve sayfa sayfa okuyucuyu sürüklüyor. Kitabın sonu, böyle bir seride isteyebileceğiniz her şeyi size veriyor.”
-Leonard Zeskind, Kansas City Star

“Her yeni nesil Salander ve Blomkvist’i bir gün okuyacak ve onların dünyasına kapılacak.”
-Sarah Weinman, BN.com

“Şu anda yaşadığımız hayatı yüzlerce ve yüzlerce heyecanlı sayfada yeniden keşfetmek isteyen kimse bu üçlemeyi kaçırmasın. Son kitabın muhteşem bir kurgusu var. Kitap, çağdaş edebiyatın en mükemmel sonlarından birine doğru ilerledikçe kitap hiç bitmesin istedim.”
-Alan Cheuse, Chicago Tribune

“Kalbinizi durduracak sahnelerde polisiye edebiyatın en unutulmaz karakterleriyle tanışmaya hazırlanın. Bu kitap Larsson’un ismini edebiyatın en orijinal ve tutkulu seslerinden biri olarak tarihe kazıyor.”
-Ellen Shapiro, People

“Millennium serisi dünya çapında benzersiz bir yayıncılık mucizesi.”
-Kate Mosse

“Hayranlarını hayal kırıklığına uğratmayacak, bu kitabı da gecenin ilerleyen saatlerine dek okuyacaksınız. … İsveçli bir bilgisayar manyağının bizi soluksuz bırakabileceğini kim düşünebilirdi ki?”
-Daily Express

“Olağanüstü… Okuyucular kitabı okurken yerlerinden bile kıpırdayamayacak. ”
–Sunday Times
(Arka Kapak Yazısı)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Kitap yorumlarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu gün Millenium Serisi ile devam edeceğiz yolumuza.

İçerik Yorumu

Steigh Larsson ile geç tanıştığımı lakin buna rağmen kendisine hayran kaldığımı belirtmiştim sanırım sizlere daha önceleri. Lisbeth Salander karakterine hayran kalmamanın okuyanlar tarafından oldukça zor olduğu kanısındayım. Hal böyle olunca kendi adıma keyifli bir okuma olan Arı Kovanına Çomak Sokan Kız’ı yorumlamak da oldukça zevkli olacak.

Kitabın içeriğine dair spoiler vermeyi sevmiyorum lakin serinin bu kitabında karşınıza tam bir “Güçlü Kadınlar Örgütü” (GKÖ) çıkıyor. GKÖ baş elemanı elbette ki Lisbeth Salander, bu uçuk kaçık karakterin yanı sıra Erika Berger, Susanne Linder, Monica Figuerola gibi okuduğunuzda seveceğiniz karakterlerde mevcut. Bu kurgusal karakterlerin hem kişilikleri hem de savaşçı kişilikleri sizleri kendine hayran bırakıyor.

Larsson’ın kitaplarının akıcı olduğunu belirtmem gerekiyor. Gerçekten okuma hızınızın düştüğünü düşündüğünüzde herhangi bir kitabını elinize alıp bir çırpıda okuyabilirsiniz. Olayların örgüsü ve sizde uyandırdığı merak duygusu, okuma hızınızı yeniden kazanmanıza neden olacaktır.

Arı Kovanına Çomak Sokan Kız özelinde konuşmak gerekirse bu kitapta Mikael Blomkvist’e biraz daha ısındım. Ayrıca onunda Salander kadar akıllı davranabildiğini görmek güzeldi.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,9

Yazım Dili Yorumu

Stieg Larrson gerçekten günümüz yazarlarından hayran kaldığım nadir isimlerden birisidir. Yazım dilini ve olayları anlatış tarzı oldukça güzel. Ali Arda’nın da çevirisinin bunda katkısı tartışılmaz.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,8

Yapısal Yorum

Pegasus Yayıncılık’ın klasikleşen Millenium Serisi kapaklarından bir tanesi ile karşılaşıyorsunuz. Kendine has bir duruşu var bu tasarımın. Kitap içeriğinde de editoryel hata bulunmaması geçer bir not almasını sağladı benim adıma.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,6

SEÇTİĞİM SÖZLER



Her demokrasinin sınırı  (Sayfa 319)

98: KİTAP YORUMU : Roverandom

Pazartesi, Nisan 30, 2018

Kitap Yorumları, J R R Tolkien, Roverandom, Yüzüklerin Efendisi, Hobbit,
Yazar: J. R. R. Tolkien
Baskı Tarihi :Nisan 2017
Sayfa Sayısı:184
ISBN: 9786053757368
Orijinal Adı: Roverandom
Çeviri: Niran Elçi
Yayınevi: İthaki Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


1925 yılında, dört yaşındaki Michael Tolkien kumsalda gözdesi olan oyuncak köğeğini kaybetti. Oğlunu teselli etmek için J.R.R. Tolkien, büyüyle oyuncağa dönüştürülen Rover isminde bir köpeği ve onu eski haline döndürebilecek büyücüyü arayışına dair bir hikâye uydurdu.

Rover ya da daha sonra tanındığı gibi “Roverandom”, maceraları sırasında bir kum büyücüsü, korkunç bir ejderha, denizdeki kral ve Aydaki Adam’la karşılaşır. Zekice örülmüş̧ ve kelime oyunlarıyla bezeli Roverandom’un, başta Hobbit’le aynı sene, 1937’nin Ocak ayında basılması planlansa da yayıncılar bir devam kitabı istediğinden eser yayımlanamamıştır. Tolkien bunun yerine Yüzüklerin Efendisi’ni yazmaya başlamıştır. Roverandom ise nihayet 1998 yılında yayımlanmıştır.

“Yüzüklerin Efendisi hayranları İskandinav mitolojisinden esintilerden ve Tolkien’in harikulade mekân anlayışından büyük keyif alacaklardır.” – The Times -

Editörlüğü Christina Scull ve Wayne G. Hammond tarafından yapılan bu edisyonda, hikâyenin Tolkien’in diğer eserleri olan Hobbit’le, Silmarillion’la ve Noel Baba’dan Mektuplar’la olan ilişkisini detaylandıran bir önsöz bulunuyor. Bunların yanı sıra Tolkien’in elinden çıkma illüstrasyonlar da metinlere eşlik ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Uzun bir ara oldu bende farkındayım. Ne yazık ki gündem biraz yoğun. Hep kitaplardan hem de blogumdan bir hayli uzak kaldığımın bende farkındayım. Ancak yavaş yavaş eski tempoma ulaşmaya çalışıyorum. Bu günde sizlerin karşısına güzel bir kitap ile gelmiş bulunmaktayım.

İçerik Yorumu

J. R. R. Tolkien hayranlığımı beni yakınen takip eden arkadaşlarım bilmektedir. Yüzüklerin Efendisi ve sonrasında Hobbit ve Silmarillion eserleri ile Tolkien hayranlığım kat ve kat artmıştı. Orta Dünya’da geçen hikayelerle kalemine aşık olduğum Tolkien’in bu gün ise Roverandom isimli eserini değerlendireceğim haddim olmadan.

Eğer benim gibi Tolkien’e Yüzüklerin Efendisi eseri ile bağlanmış bir okur iseniz (Büyük çoğunluğun bu şekilde olduğuna eminim.) Roverandom sizi biraz şaşırtacaktır. Her ne kadar yazarın okuduğum ilk çocuk kitabı olmasa da Hobbit’in de Yüzüklerin Efendisi ile aynı evrende geçmesi nedeniyle bu denli bir şaşırma yaşamamıştım.

Kitabın günümüz ile var olmayan bir evren ile bir şekilde bağlı olması sizin etrafınıza farklı bir bakış açısıyla bakmanıza neden olduğunu belirtmem gerekiyor. Yine büyücüler, efsanevi canlılar ile karşılaşmaktayız. Bunların yanı sıra köpeğini kaybettiği için ağlayan bir çocuk ve bir oyuncakçı dükkanı da eser içinde yer almakta.

Hikaye yetişkinler adına bazen biraz sıkıcı gibi gözükse de kendisini okutmayı başarıyor. Ve bitirdiğiniz de, ki bende böyle olmuştu, acaba bu eser bir seri haline gelir miydi diye düşünüyorsunuz.. Gelse bence çok güzel olurdu.

Sonuç olarak Roverandom  için sanırım şu benzetmeyi yapabilirim; “Et yemekleri ile meşhur bir lokantanın kendine özel tatlısını denemek” gibi bir şey. Belki saçma oldu ama Roverandom böyle bir his uyandırdı bana… 

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,8

Yazım Dili Yorumu

Tolkien’den bahsediyoruz, haddimizi bilmek gerekiyor…

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,9

Yapısal Yorum

Elimde İthaki’nin özel baskısı var. Güzel bir kapak tasarımı ve içerisindeki orijinal çizimlerle saklamaya değer bir yapıt olmuş durumda. Sevgili eşimin de hediyesi olduğu için benim adıma ayrı bir öneme sahip. Yapısal olarak, Tolkien’in büyüklüğüne yakışır bir yapıt olmuş.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


İyi bir sözcük hazinesi çocuğun yaş grubu düşünülerek yazılmış kitaplardan edinilmez. Daha ileri yaş grubu için yazılmış kitaplar okunarak öğrenilir.  (Sayfa 21)

02: Puzzle Yapıyoruz : Çok özel bir puzzle

Çarşamba, Nisan 18, 2018


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Evliliğin ilk ayının içerisindeyim. Bu nedenle buralarda pek olamıyorum, lakin kısa zaman içerisinde yeniden eski aktif durumuma geçeceğimi belirtmek isterim. (Kitap okuyabildiğim de yok bu ara maalesef.)

Neyse bu günkü yazımızın konusu bunlar değil. Mavi’m ile evimide yaptığımız ilk puzzle ı paylaşacağım sizinle. Bundan önce yaptığım tüm puzzlelar bir yana bu puzzle bir yana. (Gerçekten hem anlam açısından hem de yapım açısından çok ama çok farklı bir puzzle oldu.)

Lafı fazla uzatmanın anlamı yok… İyi seyirler diliyorum…



97: KİTAP YORUMU : Sherlock'un Kadınları / Bayan Hudson ve Mary Watson Serisi 1

Cuma, Mart 30, 2018

Kitap Yorumları, Sherlock Holmes, Michelle Birkby, Sherlock'un Kadınları, Bayan Hudson ve Mary Watson Serisi, arkadya,

Yazar: Michelle Birkby
Baskı Tarihi: Ağustos 2017
Sayfa Sayısı: 440
ISBN: 9786051880891
Orijinal Adı: The House at Baker Street
Çeviri: Dilek Parsadan
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat, Macera-Aksiyon

KİTAP HAKKINDA


Her dâhi dedektifin arkasında dâhi bir kadın vardır…

Baker Sokağı sakini Bayan Hudson’ın, sığınağı olarak gördüğü mutfağında yapmayı en çok sevdiği şey, çay demlemek ve kek pişirmektir. Ta ki dâhi dedektif Sherlock Holmes, bir gün ondan yardım istemek için gelen Laura Shirley adında bir kadını geri çevirene dek…

Laura Shirley’nin merdivenin başında ağladığını gören Bayan Hudson, kadını mutfağına davet eder ve ne sıkıntısı olduğunu öğrenir. O an karar verir. Bu zamana kadar güvenli liman olarak gördüğü 221B numaralı evinin mutfağından çıkma vakti gelmiştir. Davanın izini kendisi sürecektir… Doktor John Watson’ın sevgili eşi Mary Watson da ona yardım edecektir. Daha fazla gölgede durmayacak aydınlığa çıkacaklardır. Ancak işler sandıkları gibi kolay gitmez, tamamlamaları gereken yapbozun parçalarını bulmak tehlikeli sulardan geçmeyi gerektirecektir…

Bu bir Bayan Hudson ve Mary Watson macerasıdır…

Çayınızı elinize alın ve koltuğunuza kıvrılın. Oyun başlıyor!

Michelle Birkby’nin kaleme aldığı Sherlock’un Kadınları, her işin üstesinden gelebilecek kadınların dayanışmasını, içlerindeki gücü ve merhameti müthiş bir dille anlatıyor. Orijinal hikâyelerin lezzetini aratmayacak olan bu kitaba bayılacaksınız. (Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Düğün telaşı geride kalmışken kitap yorumlarına kaldığımız yerden devam edelim hemen. Bu gün karşınıza Sherlock’un Kadınları isimli Michelle Birkby romanı ile gelmiş bulunmaktayım. Arkadya tarafından yayınlanan eseri okuyanlar muhakkak vardır aranızda, bakalım kitap hakkındaki fikirlerimiz ne kadar uyuşacak. 

İçerik Yorumu

Sherlock’un Kadınları kitabını sadece ismine bakarak aldım. Hakkında ne bir yorum okudum, ne de bir ön bilgiye sahiptim. Arkadaya tarafından yayımlanan esere karşı biraz ön yargım olsa da (Konu Arkadaya yayınevi olunca Sherlock’un sevgilileri hakkında falan diye düşünmüştüm açıkçası) beklediğim çok ötesinde bir eser oldu.

İlk 50 sayfayı okurken, klasikleşen Sherlock kitaplarında olduğu gibi hızlı bir giriş ile karşılaşmamam nedeniyle sıkıldığımı hissettiğim anlar oldu açıkçası. Lakin bu hisse kendinizi fazla kaptırmayın çünkü sonrasındaki tempo gerçekten Sherlock hayranlarını memnun edecek seviyede.

İçerik anlamında beni tatmin eden başlıca konu; Doyle tarafından yazılan Sherlock eserlerinde olduğu gibi kitaptaki kahramanlarımızın ciddi anlamda kendilerine hayran bırakan çözümlemeleridir. Eserde Bayan Hudson sürekli olarak; “Bay Sherlock olsa ne yapardı?” gibi bir cümle kullanıyor ki yazarımızın da bu noktada “Bay Doyle olsa bu olayı nasıl anlatırdı?” gibi bir soru üzerine olayları şekillendirdiği kanısındayım.

Bu arada Bayan Hudson demişken, kendisinin orijinal hikayelerdeki pasif tutumu yerine Birkby’in hikayelerindeki aktif halini tercih ettiğimi belirtmem lazım. Olayları anlatış olarak da bir Sherlock hayranı olarak beni memnun etmiş durumda. Bayan Watson’da başarılı bir karakter olmuş ve kocasıyla boy ölçüşebilecek kapasitede bir karakter haline gelmiş.

Sonuç olarak Michelle Birkby’in kitabı için söylenebilecek beklide en güzel cümle şu olacak gibime geliyor; “Doyle’un romanlarında perdenin arkasında kalan karakterlere bir saygı duruşu”  Bence bu kitabı en güzel anlatabilecek olan cümle budur benim için.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,9

Yazım Dili Yorumu

Michelle Birkby’in ülkemizde yayınlanan ilk kitabı Sherlock’un Kadınları… Konu itibari ile keniiini her yönden Arthur Conan Doyle İle karşılaştırmak zorunda hissediyorum kendimi. Ama bu noktada şunu belirtmek lazım ki Doyle ile ciddi anlama yarışır durumda bence. Buna yazım dilinin akıcılığı ve anlaşılırlık da dahil. Durum bu olunca yazım dilinde de güzel bir not alacak elbette Birkby.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

Arkadaya’nın klasikleşen yayın politikasının dışında yer alan bu kitabı basması gerçekten beni şaşırttı. Ama şunu demem lazım ki farklı bir lezzet ve tat katmışlar. Kapağın görselliği ve tasarım gerçekten eserin lezzetini farklılaştırmış. Ben beğendim. Umarım ki kısa zaman sonra yazarın ikinci kitabı olan “The Woman of Baker Street” i basarlar. Merakla bekliyor olacağım. 

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Ayakta durmakta zorlanan bir bedenin temiz bir ruhu olsa ne olurdu?  (Sayfa 91)

Hediye atın dişine bakılmaz (Sayfa 210)

Artık biliyorduk. Bilmek bizi değiştirmişti. (Sayfa 276)

Hayat sırlarla doludur. Ve ben hayattaki en büyük sırrı hep bildim. Aşk diye bir şey yoktur. (Sayfa 322)

Kavuştuk!

Perşembe, Mart 29, 2018

Estikçe, Mavim,


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Bu adam öldü mü, kaldı mı? Hiç mi merak edeni yok şu koca mecra da... Sanırım yok : ) Neyse o kadar da önemli değil birilerinin merak edip etmemesi.  Lakin yine de yaklaşık 1 ayı geçkin süredir nerelerde olduğumu açıklayarak dönüyorum aranıza yeniden…

Ey ahali duyduk duymadık demeyin, duyanlarda bir zahmet duymayanlara iletiversin. Yeşili mavisine kavuştu. Evlendim ömrümün sahibi olan güzel kadınla. Mutluyum demek az kalır an itibari ile yaşadığım sevinci anlatmaya…

Daha önceki yazılarımda sizlere yakında evleneceğimizi ifade etmiştim bu satırlardan.  50 gün var, 35 gün var, 3 gün – 5 gün var derken geçtiğimiz Cuma – Cumartesi günleri düğünümüzü yaptık çok şükür. Kazasız belasız, sorunsuz sıkıntısız bir düğün geçti bizim adımıza. En güzeli de sonunda bir araya gelmek, kendi yuvamızda yan yana, omuz omuza olabilmekti. Çok bekledik bunun için ama sonunda önce çaba meyvesini verdi ve başardık.

Aramızda olan tüm dostlarımıza tekrardan buradan teşekkür ederim. Gerçekten böylesi günlerde anlıyorsunuz kimler tarafından önemsendiğinizi. Ve inanın sevildiğinizi görmek kadar bir insanı memnun edecek hiçbir şey yok bu hayatta.

Hazır sevilmekten bahsetmişken bir kez daha söyleyeyim huzurunuzda ömrümün sahibine; “Seni seviyorum ömrüm. Hayatıma hoş geldin. Seni bana verene şükürler olsun. Varlığınla şereflendirdiğin ömrüm artık eskisinden çok ama daha çok güzel. Teşekkürler kadınım, iyi ki varsın.”


NOT: Şimdilik bu kadar, lakin ilerleyen günlerde düğünle ilgili ayrıntılı bir yazı daha yazmayı planlıyorum. 

Blogger tarafından desteklenmektedir.