87: KİTAP YORUMU : Kutsal Savaş - Bir Savaşçının En Büyük Savaşı

Salı, Ekim 10, 2017
jack hight, Selahaddin Eyyubi, optimum kitap, Roman, gönül kayol, Kutsal Savaş, Bir Savaşçının En Büyük Savaşı, Kitap Yorumları,

Yazar: Jack Hight
Baskı Tarihi: 2016
Sayfa Sayısı: 408
ISBN: 9786054688623
Çeviri: Gönül Kayol
Yayınevi: Optimum Kitap
Kitabın Türü: Roman

KİTAP HAKKINDA


"Ben küçük bir çocukken babam bana Kudüs'ün düşüşü ile ilgili bir hikâye anlatmıştı. Frenkler surları aştıktan sonra şehrin savunucuları kaçmış. Arkalarında bıraktıkları insanlar perişan olmuş. Frenkler kimseye acımamış. Ne kadınlara, ne çocuklara ne de yaşlılara. Sokaklar kan içinde kalmış. Her yer tecavüz ettikleri kadınların çığlıklarıyla yankılanıyormuş. Onların intikamını almaya, Kudüs'ü geri almaya yemin ettim. Bu yeminimi de yerine getirdim. Şehir yeniden bizim oldu. Ama Frenkler yine kapımıza dayandı. Siz İslam'ın savunucularısınız. Bu şehri sadece siz kurtarabilirsiniz. Bu insanları sadece siz koruyabilirsiniz. Başarısız olursanız sokaklar yine kan gölüne dönecek. Bu sefer sadece Kudüs değil Şam, Halep, Kahire hatta Bağdat da düşecek. Düşmanlar topraklarımızı yerle bir edecek."

Arabistan'ı birleştiren efsanevi savaş komutanın hikâyesini anlatan Selahaddin üçlemesinin son kitabı Kutsal Savaş'ta Selahaddin, Kudüs'ü yeniden Haçlıların elinden alıyor ve Aslan Yürek Richard'a karşı son savaşına hazırlanıyor. Bu kanla dolu tarihi romanı bir solukta okuyacaksınız. Selahaddin kendi komutası altında Arabistan'ı birleştirmeye çalışırken Kudüs Krallığı ihanet ve entrika ile parçalanmaktadır. Kanlı şövalye Chatillonlu Reynald, Şam'dan Mekke'ye giden bir kervanı istila edip Selahaddin'in kız kardeşine tecavüz etmesiyle savaş kaçınılmaz olur.

1187 yılının Haziran ayında Selahaddin yirmi dört binden fazla kişiden oluşan ordusuyla krallığın üzerine yürür ve Hittin Dağları'nda Haçlı kuvvetlerinin üzerinde ezici bir galibiyet kazanır. Paniklemiş, dehşete uğramış Kudüs'ün üzerine yürümesiyse an meselesidir.Kudüs işgal altındayken gözüme uyku girmez diyen, bütün Müslümanları tek bir orduda birleştiren büyük komutan Selahaddin Eyyubi, adaletiyle de düşmanlarının büyük saygısını kazanmıştır. Her kuşağın bu destansı mücadeleyi okuyup ilham alması gerekmektedir.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geride kalan yalarda okuduğum lakin yorumları şimdiye nasip olan kitap yorumlarına devam ediyoruz. Geç kalmış yorumlar olarak adlandırdığım yorumlarımda artık 10 kitaptan az kaldı ve daha kısa sürede biteceği kanısındayım. Neyse lafı uzatmadan hemen yoruma geçelim.

İçerik Yorumu

Konu başlığında da gördüğünüz gibi bu günkü kitabımız Jack Hight’ın Selahaddin Eyyubi üçlemesinin son kitabı olan Kutsal Savaş  - Bir savaşçının en büyük savaşı kitabı… Bu kitap hakkında size ne anlatmam gerekiyor cidden bilmiyorum.

Seriyi okumaya başladığım da henüz son kitabı yayımlanmamıştı Türkiye’de. Kitapta Müslümanlara karşı aşırı bir önyargı olduğunu daha önce de belirtmiştim ama son Kutsal Savaş’ta bu bariz bir şekilde ön planda. Müslümanlığın yanı sıra yazarın Yahudilik ile de ciddi sıkıntıları da var gibi. Alıntılarda bunu daha rahat görebilirsiniz.  Konu Selahhadin Eyyubi iken nedense Kudüs’ün fethini çok işlememişler. Bunun yerine Selahhadin’in yenilgilerine çokça yer verilmiş. Alın size bir taraflı bakış daha…

Genel anlamda içerikten beklediğimi alamadığım bir kitap oldu. Çok büyük umutlarım vardı kitapla ilgili ama çok ama çok yanılmışım.

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,1

Yazım Dili Yorumu

Kitabın doğru dürüst tek tarafı diyebilirim. Jack Hight’ın dilini sevdim lakin anlattıklarını değil… Çeviri sahibi Gönül Kayol’u da tebrik etmek lazım.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,5

Yapısal Yorum

İçerikteki saçmalıklarla bitseydi keşke… Kitabın kapağı tam bir facia! Optimum kitabın bu hataya nasıl düştüğünü hangi mantık ile orkların olduğu bir görseli Selahhaddin Eyyubi hakkındaki bir kitapta kullandıklarını anlamadım. Keşke orijinal kapak kullanılsaydı.

Kitabı okurken aldığım notlarda çok fazla kelime hatası olduğunu belirtmişim. Bunlardan biri var ki beni benden aldı diyebilirim. Selahaddin’in doktoru Yahudi İbn-i Jumay’dan 237. sayfada bahsedilirken IBM Jumay diye yazılmış ve bunu da kimse görmemiş.

Bu kadar yeter, sustum!

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 2,5

SEÇTİĞİM SÖZLER


Savaş Tanrı'nın işi değildir.  (Sayfa 105)

Tarihçiler bunu bir zafer olarak yazacak. Zaferin maliyetini unutma.  (Sayfa 172)

Tanrı'nın adı ile yapılan kötülük sonuçta kötülüktür. (Sayfa 178)

Gemiler çok pahalı. Daha çok Yahudi öldürmeliyiz.  (Sayfa 242)


Savaşlar kılıç yerine kağıt ve mürekkep ile kazanılmış olsaydı, mürekkep hokkaları kral olmuştu.  (Sayfa 257)

86: KİTAP YORUMU : Metal Fırtına 3 - Karşı Saldırı

Pazar, Ekim 08, 2017

Yazar: Burak Turna
Baskı Tarihi: Kasım 2013
Sayfa Sayısı: 168
ISBN: 9789944827379
Yayınevi: Profil
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat, Macera-Aksiyon

KİTAP HAKKINDA


Efsanevi Metal Fırtına kitabı ile başlayan serinin 3. kitabı yine bir solukta okunacak bir aksiyon romanı.

Gri Takım'ı tuzağa düşürmek isteyen düşmanları, Afrika'da az bilinen bir Türk askeri birliğinin eğitim subaylarını kaçırarak, sonunda Gri Takım'ı orman savaşının içine çekecek olaylar zincirini başlatırlar.

Savaş, Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında devam ediyor...
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Halen yorumlamadığım lakin okunmuş kitap sayım 10’un altına düşmedi. Bu nedenle biraz hızlı yorumlar girecek gibiyim. Geç kalmış yorumlar serimize bu gün Metal Fırtına 3 – Karşı Saldırı ile devam ediyoruz…

İçerik Yorumu

Metal Fırtına serisinin iki farklı yazar tarafından yazıldığını daha öncede söylemiştim size. Şu an Burak Turna’nın kaleme aldığı seriyi okuyorum. Ve yine söylediğim gibi bu seriyi sevmiyorum lakin sonuna da getirmek istiyorum.

Karşı Saldırı’da olay örgüsünün oldukça karışık olduğunu belirterek değerlendirme başlamak istiyorum. Çok fazla konu kısıtlı sayfa sayısı içerisinde yazılmış ve bu da ne yazık ki olayların çok hızlı geliştiği ve kopukluklar olduğu izlenimine kapılmanıza neden oluyor.

Amerika, Afrika, Türkiye derken bir anda “Ne olmuştu önce, ekip nereye gitmişti, başlarına neler geldi?” gibi sorular ile boğuşmanıza neden oluyor. Bununla birlikte olaylara kazandırılmaya çalışılan gerçeklik algısının ne yazık ki oturtulamadığı kanınayım.

Şu an söyleyeceklerim belki hadsizlik olacak lakin; “otursam ben daha iyisini yazardım” dediğim zamanlar oldu okurken ne yazık ki. Bu kadar eleştiri yeter sanırım.

Beğenmedim lakin serinin devam etmesi için okumam gerekiyordu.

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,7

Yazım Dili Yorumu

Burak Turna çok ama çok karık bir anlatım kullanıyor. Dili sade olmasına rağmen anlatım tarzı ve olayları sıralamasındaki “bana göre” başarısız tavrı okumanızı güçleştirebilir.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 3,9

Yapısal Yorum

Kitabın yapısal durumuyla lakalı fazlaca konuşulması gereken bir şey yok. Ufak tefek yazım yanlışları dışında herhangi bir sorun ile karşılaşmadım.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,1

SEÇTİĞİM SÖZLER


Eğer bir din, ortak bir dile sahip değilse, ortadan kalkardı. (Sayfa 79)

Her kötülüğün temelini atanlar, iyi görünen sıradan insanlardı. (Sayfa 146)


Çekiliş Vakti #7

Cumartesi, Ekim 07, 2017
Çekiliş, Estikçe, kitap çekilişi,
Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Klasikleşen ÇEKİLİŞ zamanımız gelmiş durumda. 85. kitap yorumumu yayınladım ve yeni çekilişimiz başlamış durumda. Daha önceki çekilişlerde de olduğu gibi 90. kitap yorumunun yayınlanması ardından çekiliş son bulmuş olacak.

Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenleri ise bu sefer biraz değiştirme kararı aldım. Sadece çekiliş için buralarda olan arkadaşları biraz saf dışı bırakmak adına yaptığım bir şeydi bu…

GFC’den blogumu takip etme şartı aynı şekilde devam ediyor. Lakin paylaşım ya da kendi blogunuzda ekstra tanıtım falan istemiyorum artık. Sadece 81. kitap ile 90. kitap yorumları dahil olmak üzere arada yazdığım yazılara yorum yapan arkadaşlarım ekstra 1’er hak kazanacak. Her yorum +1 hak anlamına geliyor.  


Çekiliş neticesinde ödülü yine kendiniz belirleyeceksiniz. 81. Kitap ile 90. Kitap arasındaki istediğiniz bir eseri seçebilirsiniz. 

85: KİTAP YORUMU : Tuhaf Masallar

Cumartesi, Ekim 07, 2017

Kitap Yorumları, Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları, Ransom Riggs, Tuhaf Masallar, Aslı Dağlı, İthaki Yayınları, Hikaye (Öykü), Fantastik, Edebiyat

Yazar: Ransom Riggs
Baskı Tarihi: Nisan 2017
Sayfa Sayısı: 200
ISBN: 9786053756620
Çeviri: Aslı Dağlı
Yayınevi: İthaki Yayınları
Kitabın Türü: Hikaye (Öykü), Fantastik, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Bayan Peregrine onlara kucak açmadan önce, tuhafların hikâyeleri Masallar’da anlatılmıştı. Tuhafların kopan uzuvlarıyla beslenen varlıklı yamyamlar. Çatal dilli bir prenses. İlk ymbrenenin ortaya çıkışı. İşte bunlar, ilk kez Ransom Riggs’in Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları serisinde bahsi geçen, tuhafların dünyası hakkında bilgileri sakladığı söylenen Tuhaf Masallar’da karşılaşacağınız şaşırtıcı masallardan sadece bazıları. Bayan Peregrine’in öğrencisi ve tuhaf olan her şeyin âlimi Millard Nullings tarafından derlenen ve notlandırılan bu yepyeni masallar, sizi tuhafların tarihinin sayfalarını karıştırmaya davet ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serisi devam ediyor lakin bitirmek adına elimden geleni yapıyorum. Yorumları biraz daha hızlandırıp bu ay çıkmadan bu işi bitirmek istiyorum. Bu gün karşınıza Ransom Riggs’in Tuhaf Masalları ile geldim. Hemen yoruma geçiyorum….

İçerik Yorumu

Ransom Riggs ile tanışmam Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları serisi ile oldu. Bu gün size bahsedeceğim Tuhaf Masallar ise seride adı geçen ve tuhaf arkadaşlarımızın bir çok zaman yollarını bulmalarını sağlayan kitabın bize ulaşan nüshası…

Tuhaf Masallar içerisinde 10 adet öykü barındıran bir eser. Bu öykülerden Saint Paul’ün Güvercinleri ve Cuthbert Efsanesi’ni seriden hatırlayacaksınız muhakkak okuyunca. Ancak benim en çok hoşuma giden öykü Cocobolo olmuştu.

Tuhaf Dostumuz Millard Nullings’in (Görünmez olan arkadaş) ağzından yazılan Tuhaf Masallar oldukça hızlı okunabilen bir eser. Bunda hikayelerin akıcılığının büyük bir etkisi olduğu kanısındayım. Öykülerin yanı sıra bu eser için Tuhafların Tarihi demenin de yanlış olmayacağı kanısındayım.

10 hikaye içinde sizi sıkacaklar da olacaktır büyük ihtimal, bazen sonları da tahmin edebilirisiniz ama keyifli bir okuma olacağı kanısındayım. Bu arada yeni bilgilerde öğrenebileceğinizin altını çizmek lazım. Kendi adıma Dance Plague’yi Tuhaf Masallar sayesinde öğrendim.

Dance Plague: 1518'de Strazburg'da baş gösteren bir hastalık. birçok insanın istemsiz bir şekilde durmadan dinlenmeden dans etmesi şeklinde ortaya çıkmıştır. Belgelere göre haziran ayında Frau Troffea isimli bir kadın birden heyecanlı bir şekilde sokakta dans etmeye başlar ve bu durum 6 gün sürer. 1 hafta içinde 34 kişi kadınla beraber dans etmeye başlar. 1 ay içinde ise bu sayı 400'e yükselir.
Dans edenlerden bazıları kalp krizi, inme veya yorgunluktan ölür. Durum ciddileşince kentin ileri gelenleri çözüm olarak dans edenlerin yanına müzisyen yollamış ve bununla da kalmayıp insanların kolay dans edebilmeleri için meydanlar oluşturmuşlardır. Çünkü o zamanki düşüncelerine göre bu hastalığın tek tedavisi insanları gece gündüz dans ettirmektir. Tabi bu "tedavi" ters tepmiş ve sayısız kişinin ölümüne yol açmıştır. Bugün hala neden bu insanların ölümüne dans ettikleri açıklanamamaktadır. Ancak yaygın kanı bu hastalığın açlıktan kaynaklanan kitlesel bir histeri olduğu yönündedir.

İşin özü, seriyi tamamlamak adına aldığım kitaptan içerik anlamında istediğimi alamasam da genel anlamda memnun kaldığımı belirtmek lazım.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,6

Yazım Dili Yorumu

Ransom Riggs hakkında diğer kitaplarında söylediklerim aynen geçerlidir. Bu kitabın dilinin biraz daha hafif olduğunu da belirtmek lazım. Aslı Dağlı’da güzel iş çıkarmış.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

İthaki’nin ciltli kitapları ayrı bir hoşuma gidiyor. Kapak tasarımında orjinale sadık kalınmış. Daha farklı olabilir miydi bilmiyorum ama yine de beğendim. Bu arada redaksiyon hataları sona doğru artıyor. Editöre arkadaşların gözünden kaçtı sanırım.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,6

SEÇTİĞİM SÖZLER


Belirli bir yetenekte doğmak o yeteneği kullanmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez ve bazı ender durumlarda da katiyetle kullanmamanız gerekir. (Sayfa 145)


Önemli olan tek şey, insanların senin hakkında neler düşündüğüdür.  (Sayfa 180)

84: KİTAP YORUMU : Postacı Kapıyı Çalmayacak

Perşembe, Ekim 05, 2017
Kitap Yorumları, Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira, Love Letters to the Dead, Heves Berksu, Martı Yayınları, Roman, Aşk, Edebiyat
Yazar: Ava Dellaira
Baskı Tarihi: Mayıs 2014
Sayfa Sayısı: 352
ISBN: 9786053482802
Orijinal Adı: Love Letters to the Dead
Çeviri: Heves Berksu
Yayınevi: Martı Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Aşk, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Amy Winehouse, Jim Morrison ve Kurt Cobain gibi pek çok ünlü isim bu romana konuk oluyor. Okumaya değer, ilginç bir hikâye olduğu kesin."
-Booklist-

Bazı şeyler var ki artık bu dünyada olmayanlar dışında kimseye söyleyemem.

Size bu mektupları yazmaya başlayınca kendi sesime kavuştum. Sonra bana yanıt veren bir ses duydum. Bir şarkının farklı tınlayışında, bir filmin hikâyesinde, kaldırımdaki çatlakta açan bir çiçekte buldum yanıtı. Bir pervanenin kanat çırpışında, dolunaya dönen ayda... Yeryüzünde bu mektupları gönderebileceğim bir adres yok. Öldüğünüzü biliyorum ama sizi duyuyorum.

Hepinizi duyuyorum. Buradaydık, bunun bir anlamı var, diyorsunuz.

Kısa süre önce ablasını kaybeden Laurel, onun nasıl öldüğünü bilen tek kişidir ve bu sırrı kimseyle paylaşmamasının bir nedeni vardır.

Onu bu karanlıktan çıkaracak yardım eli, hiç beklemediği bir yerden gelir. Genç kız okulda verilen bir ödevle mektuplar yazmaya başlar. Bu mektupların ortak noktası ise erken yaşta hayata veda etmiş, onun için anlamı olan Amy Winehouse ve Kurt Cobain gibi ünlü isimlere yazılmasıdır. Zaman geçtikçe bu duygu yüklü mektuplar hem ablasının ölümü üzerindeki sır perdesinin aralanmasına hem de Laurel'in kendine bir yol çizip yetişkin bir bireye dönüşmesine yardımcı olur.

"Büyümek, sevmek, kendini bulmak ve hayatı anlamak üzerine yazılmış samimi, sürükleyici ve yüreklere dokunan bir roman."
-Usa Today-

"Dellaira bu romanıyla edebiyat dünyasına hızlı ve cesur bir giriş yapmış diyebiliriz."
-The Washington Post-

 "Kalbinizi parçalara ayırıp sonunda o parçaları yeniden birleştirmeyi başaran, pek çok duyguyu aynı anda hissettiren sıcacık bir hikâye."
-Goodreads-
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Evet yine ben ve yine Geç kalmış yorumlar serisi… Bu gün hayatımın anlamı Mavim’in benim için seçtiği Potacı Kapıyı Çalmayacak kitabıyla karşınızdayım. Lafı uzatmadan Mavim’e bir kez daha teşekkür ediyor ve hemen yoruma geçiyorum.

İçerik Yorumu

Dediğim gibi Ava Dellaria’nın Postacı Kapıyı Çalmayacak eserine bana Mavim aldı. Güzel bir hediyeydi :D Beni seven kadın beni tanıyor olmasından daha doğal bir şey yok, bana verilebilecek en güzel hediyeyi verdi. (Böbürlenme son bulur J )

Postacı Kapıyı Çalmayacak eserinin adını farklı bloglarda ve bazı makalelerde görmüştüm. Ama nedendir bilinmez beni hiç çekmemişti. Belki önyargılı bile sayılabilirdim bu kitaba karşı ama okuyunca tüm fikrim değişti.

Geneli mektuplardan oluşan kitapta genç bir kızın ablasının intiharı sonrasında yaşadıklarına şahit oluyoruz. Ve bir ev ödevinden sonra ortaya çıkan bir alışkanlığı ile tanışıyoruz, mektup yazmak. Lakin kahramanın mektupları genelde genç yaşta intihar etmiş sanatçılara… Yazarak içimi dökmek benimde uyguladığım bir sistem olunca buradan beni yakalayan Postacı Kapıyı Çalmayacak kitabını bir solukta okudum.

Konunun oldukça hızlı ilerlediğini ve akıcı olduğunun altını çizmek lazım. Korktuğum başıma gelmedi, ki korktuğum ağır romantik bir eserdi ancak daha çok içsel bir yolculuğa şahit oldum. Bu yolculuk sırasında ki çıkarımlar kafamda şimşeklerin çakmasına neden olmadı desem yalan olur.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,8

Yazım Dili Yorumu

Ava Dellaira’nın ilk kitabı olmasına rağmen kitabın dilini çok beğendiğimi ifade etmem lazım. Sade, akıcı bir üsluba sahipti yazar. Bundan çeviri sahibi olan Heves Berksu’nun da payını göz ardı etmemek lazım.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,8

Yapısal Yorum

Martı adına yine başarılı bir çalışma ortaya çıkmış. Kapak resminde kullanılan kız aynı olsa da orijinal kapağa sadık kalmamışlar. Orijinal kapak mı, Martı’nın kapağı mı derseniz ben Martı’nın kapağını tercih edenlerdenim. Kitabın içerisinde rahatsız edici bir yazım yanlışı ya da baskı hatası da görmedim. Bu da yapısal anlamda eserin geçer not alması için “bence” yeterli.
Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER

Acıların insanları birbirine yakınlaştırdığı doğru değil. Hepimiz kendi adamızda mahsur kaldık. (Sayfa 9)

Size çok yakın olan bir şeyi kaybettiğinizde biraz da kendinizden bir şeyler kaybetmiş olursunuz. (Sayfa 16)

Hayat böyle değil işte. Her şeyi doğru yapsan bile sonucunun ne olacağından emin olamıyorsun. Bir anda her şey altüst oluyor ve hayat değişiyor. (Sayfa 37)

Eğer aşık olursan, elinde tutmak istediğin o hayat, o insan ve o an sonsuza kadar yanında kalabilir. (Sayfa 144)

Kusursuz bir ailenin içinde büyüyen bir kişi bile tanımıyorum. Sanırım bu yüzden herkes kendine bir aile kurmaya çalışıyor (Sayfa 157)

Bence bir sürü insan başarılı olmak istiyor ama eğer gerçekten denerlerse diğerlerinin hayal ettiği kadar başarılı olamayacaklarından korkup vazgeçiyorlar. (Sayfa 158)

Sözcükler genellikle çok fazla işe yaramaz.ama... biliyorsun, sanırım denemek zorundayız. (Sayfa 219)

Kendilerine göz kulak olan birileri yoksa çocuklar her şeyi kaybederler. (Sayfa 238)

Seni yakıp kül edebilecek bir riskle, göze alabileceğin risk arasında bir fark vardır. Bazı riskleri göze almak, yeniden doğmak gibidir. (Sayfa 290)

Bir şeyler söyleyebiliyorsak, sözcükleri kağıdımıza geçirip nasıl hissettiğimizi anlatabiliyorsak belki o kadar da çaresiz değilizdir. (Sayfa 330)



83: KİTAP YORUMU : Bilgisayara Giren Tırtıl

Salı, Ekim 03, 2017

Kitap Yorumları, Hidayet Karakuş, Bilgisayara giren tırtıl, Bilgi Yayınevi, Hikaye (Öykü), Çocuk, Edebiyat

Yazar: Hidayet Karakuş
Baskı Tarihi:2005
Sayfa Sayısı:96
ISBN:9789754944636
Yayınevi:Bilgi Yayınevi
Kitabın Türü: Hikaye (Öykü), Çocuk, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Bilgisayarınız verdiğiniz komutları yerine getirmiyor, anlayamadığınız yazılar yazmaya ve şaşırtıcı şeyler yapmaya mı başlıyor?

Dikkatli olun! Mor Gezegenliler tarafından ele geçirilmiş olabilir. Tıpku Gmktuğ’un bilgisayarı gibi…

Soluk soluğa okuyacağınız romanda, sizi bir uzay yolculuğu bekliyor.
 (Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serisiyle yine, yeni, yeniden burada bu adam… Okuduğumu hatırladığım ilk kitap olan Bilgisayara Giren Tırtıl ile karşınızdayım bu gün. Biraz kitaptan biraz da kitabı alırken yaşadıklarımdan bahsedeceğim sizlere…

İçerik Yorumu

Öncelikle kitaptan başlayalım. Hidayet Karakuş’un küçük dimağlar için yazmış olduğu sayısız kitaptan bir tanesi Bilgisayara Giren Tırtıl.

Öykünün içeriği anlamında bu yaştaki bir adamdan çok fazla bir yorum beklemediğinizi düşünerek üzerinde pek durmayacağım. Sadece kitabı okurken aldığım notta şöyle yazmışım; “ Çocuk kitabı uzmanı değilim lakin, olaylar biraz hızlı cereyan ediyor gibime geldi.”

Notta da dediğim gibi bu konunun uzmanı değilim ancak eski bir dost ile karşılaşır gibi okudum Hidayet Karakuş’un Bilgisayara Giren Tırtıl kitabını. Hala aynı kapakla, aynı yayınevinden basılıyor olması ayrıca güzeldi benim için.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,9

Neden Özel Bir Kitap

Kitap Yorumları, Hidayet Karakuş, Bilgisayara giren tırtıl, Bilgi Yayınevi, Hikaye (Öykü), Çocuk, Edebiyat

Az önce dediğim gibi benim okuduğumu hatırladığım ilk kitap Hidayet Karakuş’un Bilgisayara Giren Tırtıl kitabıdır. Bunu daha önceki birkaç yazımda daha ifade etmiştim. 22. İzmir Kitap Fuarı’na gittiğimizde Bilgi Yayın Evi standını gezerken, Çömez kitabı görünce bana göstermişti.

“Hemen kitabı almalıyım” krizine girmişken bir anda Hidayet Bey’inde orada olduğunu gördük ve kısa bir sohbet edip fotoğraf çekildim. Elbette kitabımı imzalatmayı da unutmadım. Okuduğumu hatırladığım ilk kitabımı kaybetmiş olmanın üzüntüsünü uzun süre yaşadıktan sonra bu güzel rastlantı çok ama çok güzeldi.

Kitap Yorumları, Hidayet Karakuş, Bilgisayara giren tırtıl, Bilgi Yayınevi, Hikaye (Öykü), Çocuk, Edebiyat


Artık ilk kitabım kitaplığımın en güzel noktasında. Bu güzel hatıra ve kitabımı imzaladığı için Hidayet Karakuş’a tekrardan teşekkür ederim.

NOT: Bu arada Çömez aylar sonra arşivinde aynı kitabı buldu ve bana bu resmleri gönderdi. Bu da güzel bir sürprizdi. 

Kitap Yorumları, Hidayet Karakuş, Bilgisayara giren tırtıl, Bilgi Yayınevi, Hikaye (Öykü), Çocuk, Edebiyat
 Kitap Yorumları, Hidayet Karakuş, Bilgisayara giren tırtıl, Bilgi Yayınevi, Hikaye (Öykü), Çocuk, Edebiyat

Yazım Dili Yorumu

“7 Yaş +” ibaresi ile satışa sunulan eserde dilin oldukça yalın ve akıcı olduğunu belirtmek lazım. Sadece bazı eski kelimelerin kullanıldığını da belirtmem lazım. Hidayet Karakuş’un okuduğum diğer kitaplarından da hatırladığım kadarıyla akıcı ve temiz bir dili var. Bu yaş grubu için uygun bir dil kullanılmış.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,8

Yapısal Yorum

Kitap halen hatırladığım kapağı ile basılıyor. Mustafa Delioğlu’na ait kapak tasarımı oldukça güzel ve çocukların dikkati çekecek bir yapıda. Bilgi Yayınevi ilk basımlara nazaran yapılan son basımlarda kağıt kalitesini artırmış. Bu da ayrı bir güzellik katmış esere.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,8




Eylül'ün Ardından

Pazar, Ekim 01, 2017
Aylık Rapor, Estikçe

Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Haziran, Temmuz, Ağustos derken Eylül ayı da geride kalmış durumda… Gecikmeli yazılar serimize kaldığımız yerden devam ederken, bir yandan da okumlar ve izlemeler devam ediyor ve yorumu geciken kitapları sadece bu raporlarda sizlerle paylaşabiliyorum.

NELER OKUDUM?


Papatya Kokulu Hikayeler (Kalan yarısı tamamlandı)

A101 ganimetlerinden biri olan kitabı geçtiğimiz ay tam olarak bitirememiştim. Bu ay içerisinde tamamladım. Bence güzel bir kitaptı. Bazı hikayeleri internet ve diğer bazı eserlerden bilsem de yinede güzel bir okumaydı.
Tozlu Rüyalar Kitapçısı

Bu ay okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Gerçekten kitap beni etkiledi. Son zamanların en güzel eserlerinden bir tanesiydi.

Son Hafriyat

Emrah Serbes o meşhur itirafını yapmadan önce okumuştum. Ben gerçekten çok ama çok beğendim. Yazar artık hapiste, devamı gelir mi Behzat Ç’nin çok merak ediyorum.

Teşkilat

Uzun süre önce okuduğum ve bir tekrar okuma olan kitaptı. Serinin kalan kısmını da en kısa zamanda okumak istiyorum.

Şiirler -Erdem Bayazıt

Şiir severim ama bu şiir kitabı hiç bana göre değildi.

Menekşe Kokulu Hikayeler

Yine A101’den alınan kitaplardan bir tanesiydi. Güzel hikayeler vardı. Papatya Kokulu hikayelerden daha güzeldi sanki.


NELER İZLEDİM?


Bildiğiniz gibi geçen ay Game Of Thrones ayıydı. Efsane sona erince kendime yeni dizi ararken Narcos’a başlama kararı aldım.

Yabancı dizide tercihim Narcos olurken, yerli de sezonu açan Söz ve internet dizilerinden Adana Sıfır1’i izlemeye başladım.

Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 6
En uzun eser: Tozlu Rüyalar Kitapçısı (432)
En kısa eser: Şiirler -Erdem Bayazıt (208)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 1834 Sayfa
Genel Toplam Sayfa 2017: 11926 Sayfa
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 62 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Tozlu Rüyalar Kitapçısı




82: KİTAP YORUMU : İşaret – Gece Evi Serisi #1

Perşembe, Eylül 28, 2017
Edebiyat, Fantastik, Gece Evi Serisi, İşaret, Kitap Yorumları, Kristin Cast, Marked, P. C. Cast, Pegasus Yayınları, Roman, Sevinç Tezcan,

Yazar: P. C. Cast, Kristin Cast
Baskı Tarihi: Eylül 2009
Sayfa Sayısı: 336
ISBN: 9786055943783
Orijinal Adı: Marked
Çeviri: Sevinç Tezcan
Yanar Yayınevi: Pegasus Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Yeni Bir Hayat, Yeni Bir Aşk...
Tüm Dünyada Gençlerin Tutkunu Olduğu Yeni Bir Vampir Serisi.

"Yüzümü ona çevirdiğimden beri bu kitap beni kendine esir etti. Tamamıyla muhteşem. İşaret, ateşli, karanlık ve eğlenceli."
-Gena Showalter, Yazar-

"İlk paragraftan itibaren bağımlısı oldum. Kitabı bir çırpıda bitirdim."
-MaryJanice Davidson, New York Times bestseller Yazarı-

Aşırı derecede bağımlılık yapan bir vampir serisi
-Romantic Times-

On altı yaşındaki Zoey, İz Sürücü tarafından İşaretlendiğinde, eski hayatının geride kaldığını anlamıştı. Şimdi artık, arkadaşlarından ve ailesinden ayrılıp çalışması gereken tek dersin Vampir 101 olacağı Gece Evi'ne yerleşmek zorundaydı.

Aşk, İhanet, Gerilim ve Rekabet dolu Gece Evi Serisinin İlk kitabı İşaret sizi kendisine esir edecek.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serisiyle yine, yeni, yeniden buradayım. İki yazarlı kitap okumayalı bir hayli zaman olmuştu. Eskiden okuduğum bir kitabı da tekrar okuyarak kombo yaptığım İşaret ile karşınızdayım.  Lafı uzatmıyor ve hemen yoruma geçiyorum…

İçerik Yorumu

P. C. Cast ve Kristin Cast’in birlikte yazdıkları İşaret, Gece Evi Serisi’nin ilk kitabı. Genel anlamda bakıldığında içeriğinin size biraz garip geleceği kanısındayım. Ya da şöyle söylemek daha doğru; aklınızda vampirler noktasında kalıplaşmış şeyleri bir kenara atmanıza ve yepyeni bir dünya ile tanışmanıza olanak sağlayacak bir kitap.

İçerisinde birçok vampir hikayesi bulunan kitap okumuş biri olarak, Gece Evi Serisi’nin ilk kitabı İşaret ile birlikte bambaşka evrene seyahat ettiğiniz hissine kapılıyorsunuz. Lakin bu hisse rağmen yazarların başarılı adaptasyonu nedeniyle, bir süre sonra gerçek vampirlerin olsa olsa bu kitaptaki gibi olabileceği izlenimi oluşuyor kafanızda. Lafın özü gerçekleşmesi muhtemel vampirlerle birlikte yaşadığımız bir evren ancak böle olabilirdi.

Bir serinin ilk kitabı olması nedeniyle İşaret’te P.C. Cast ve Kristin Cast bize daha çok karakterleri ve evreni anlatıyorlar. Bu da 200. sayfaya kadar konuların biraz daha yavaş ilerlemesine neden olmakta. Lakin sonlara doğru akıcılığın biraz daha güçlendiğini ve kitaba kilitlendiğinizi söylemekte fayda var.

İçerik anlamında benim en hoşuma giden ayrıntı; vampirlerin tanrı sistemi… Genel kanıda tanrısız ve ya şeytan tarafında gösterilen vampirlerin iyiliği emreden bir tanrıya sahip olmaları bence güzel bir özellikti kitap adına. İçeriksel olarak bir diğer güzel yan ise başkahramanın bir yerli (Kızılderili )olması. Daha doğrusu yerli kanı taşıması… Nedendir bilinmez Kızılderilileri çok ama çok seviyorum.  

Genel anlamda beğensem de; “vazgeçilmezlerimden oldu” diyebileceğim bir kitap değil. Ama yinede bu tip serileri seviyorsanız okumanızı tavsiye ederim.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,6

Yazım Dili Yorumu

Hedef kitledeki yaş grubu düşünüldüğünde (Benim gibi koca adamlar hedef kitlelerinde değildir umarım) dilinin gerekli ölçüde sade olduğunu söylemem lazım. Bir yetişkin için çok sade gelebilecek bir dile sahip olduğunu belirtmekte fayda var. Bu yanılsamaya düşmenizi istemem.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

Pegasus’un kapaklarını severim ben. Lakin kapağında fotoğraf kullanılan hele ki bir manken fotoğrafı kullanılan kapaklardan pek hoşlanmam. Bu nedenle sevdiğim bir kapak değil. İçerikteki yazıların kalitesi adına hoş ve gözü yormayan bir yapısı var.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Karanlık her zaman kötülük demek değildir. Tıpkı, ışığın da her zaman iyilik getirmemesi gibi…  (Sayfa 51)


Tıpkı yarın ölecekmişiz gibi yaşamalısınız, çünkü ölebilirsiniz ve akıllarda bugünkü halinizle kalırsınız.  (Sayfa 282)

81: KİTAP YORUMU : Gizemli Pençelerin Lâneti - Baskerville'lerin Köpeği

Cuma, Eylül 22, 2017

Kitap Yorumları, Arthur Conan Doyle, Sherlock Holmes, Gizemli Pençelerin Lâneti, Baskerville'lerin Köpeği, Cumhur Mısırlıoğlu, Martı Kitapevi, Polisiye, Edebiyat,
Yazar: Arthur Conan Doyle
Baskı Tarihi: 2015
Sayfa Sayısı: 272
ISBN: 9786053485605
Çeviri: Cumhur Mısırlıoğlu
Yayınevi: Martı Yayınları
Kitabın Türü: Polisiye, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Bir ipucu ne kadar sıra dışı ve tuhaf görünüyorsa üzerine gidilmeyi o kadar hak ediyor demektir.
-Sherlock Holmes-

İngiltere'nin Devonshire kırsalındaki bölgede anlatılagelen tüyler ürpertici hikâyeye göre, Baskerville soyuna mensup erkekler yüzyıllardır, cehennemden geldiğine inanılan ve şeytani bir yaratık olarak tasvir edilen bir köpek tarafından öldürülmektedir. Bu meçhul ziyaretçinin son kurbanı da Sir Charles'tır. Aile fertlerinin çoğunun ani ve tuhaf bir şekilde ölmesi sebebiyle, yeni vâris Sir Henry Baskerville'in hayatının da tehlikede olduğu düşünülmektedir. Bakalım, bu ailenin üzerine bir lanet gibi çöken esrarengiz köpeğin gizemini dâhi dedektif Sherlock Holmes çözebilecek midir?

En karanlık ve belirsizliklerle dolu olayları bile su yüzüne çıkarmayı başaran Sherlock Holmes, birbirinden farklı hikâyelerin yer aldığı dört kitaplık serinin sonuncusu olan Baskerville'lerin Köpeği'nde yine kendine has yöntemlerle sıra dışı bir vakanın peşine düşüyor
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serisinde artık yavaş yavaş sona geliyoruz. Sherlock Holmes - Gizemli Pençelerin Lâneti kitabını okuyalı iki ay olmasına rağmen yorumunu henüz paylaşıyor olmaktan utanıyorum gerçekten.

İçerik Yorumu

Blogumu takip eden arkadaşlarım Arthur Conan Doyle’a olan hayranlığımı biliyorlardır. A101’den aldığım Sherlock Holmes kitaplarının sonuncusu ile karşınızdayım bugün; Sherlock Holmes - Gizemli Pençelerin Lâneti…

Martı’nın diğer Sherlock Holmes serisinde de bu hikaye paylaşılsa da bu kadar ayrıntılı değildi ve bu denli ayrıntılı okumak konuyu hoşuma gitti açıkçası. Kahramanımızın her kitabında kendisine daha fazla hayran kaldığımı belirtmem lazım.

Bakerville’lerin Köpeği  alt başlığı ile yayınlanan kitaptaki hikaye de Sherlock  biraz daha geri planda kalıyor diyebilirim sizlere. Daha çok Dr. Watson’ın başından geçenleri ve onun konuyla ilgili olarak Sherlock Hoplmes’a yazdıklarını okuyoruz.

Bu durum sanmayın ki serinin diğer kitaplarına göre heyecanı aşağı seviyelere çekiyor, aksine Dr. Watson’ı hem daha yakından tanıyoruz hem de kendisinin Sherlock’tan öğrendiklerini güzel bir şekilde tedbik ettiğine şahit olmaktayız.

Kitabı okurken aldığım notlarda şöyle yazmışım “Taş kulübedeki gizemli adam Sherlock Holmes çıkacak. (Sayfa 190)” . Haklı çıkmış olmak güzel gerçekten. Küçük bir spoiler olsa da beni affedeceğinizi biliyorum.

Konunun özüne gelirsek; gerçekten nefes kesen bir hikayeydi. Ben okurken oldukça zevk aldım. Umarım sizlerde bu kitabı okur ve benim gibi keyif alırsınız.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,8

Yazım Dili Yorumu

Her kitapta Arthur Conan Doyle’a daha fazla hayran kalıyorum demiş miydim? Demediysem eğer şimdi söylüyorum. Hem üslup hem kurgu açısından Sir Doyle tam bir efsane.  

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,9

Yapısal Yorum

Martı kalitesini bu kitapta da göstermiş. Kafamı kurcalayan ve hoşuma gitmeyen tek konu ise daha önce de belirttiğim gibi görsellerde Sherlock Holmes olarak Benedict Cumberbatch’in kullanılmış olması. Sanırım bunu da ancak ticari kaygı ile açıklayabiliriz. Benim favori Sherlock’um her zaman Robert Downey Jr.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Herkes dahi olmak zorunda değil. Bazı insanların meziyeti, dehayı kışkırtmaktır. (Sayfa 9)


Her şeye rağmen, asıl acı olan, arkanızdan ağlayacak bir kadının olmaması. (Sayfa 220)

Çekiliş Sona Erdi!

Perşembe, Eylül 21, 2017
çekiliş, çekiliş sonuçları, kitap çekilişi, Estikçe,
Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Uzun süredir devam eden çekilişim sonunda neticelendi. Öncelikle değer verip çekilişe katılan tüm arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ederim. Elbette tüm çekilişler gibi bununda sadece bir kazanını var. Lafı hiç uzatmadan hemen kazananı açıklamak istiyorum;

Asil talihlimiz 13 numarayla Gamze Akcan oldu.

Yedek talihli ise 1 numarayla Arif Öztürk

24 Saat içinde Game Akcan’ın adres bilgileri ve seçtiği kitabı bildiren bir mesaj ile facebook sayfam üzerinden benimle iletişime geçmesini bekliyorum. Aksi takdirde hak Arif Öztürk’e geçecektir.


Talihli takipçim 71. kitap yorumu ile 80. kitap yorumu arasındaki kitaplardan istediğini seçme hakkına sahip.

Gamze Akcan arkadaşımız bana ulaşmadığı için hakkını kaybetmiştir. Hak Arif Öztürk’e geçmiştir. 

80: KİTAP YORUMU : Kargaların Ziyafeti - Kısım 2

Perşembe, Eylül 21, 2017

Kitap Yorumları, Kargaların Ziyafeti - Kısım 2, George R. R. Martin, Sibel Alaş, Epsilon Yayıncılık, Roman, Fantastik, Edebiyat
Yazar: George R. R. Martin
Baskı Tarihi: Kasım 2012
Sayfa Sayısı: 504
ISBN: 9789944825955
Çeviri: Sibel Alaş
Yayınevi: Epsilon Yayıncılık
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


George R. R. Martin, imgesel kurguya yeni bir soluk getiren abidevi serisinin uzun zamandır beklenen dördüncü cildi Kargaların Ziyafeti ile şaheserine devam ediyor.

Yedi Krallıktaki çetin mücadelelerde hayatta kalmayı başaranlar, emelleri için yeni savaşlara girişir. İnsan suretindeki kargalar, ziyafet için bir araya gelerek yeni komplolar hazırlar ve tehlikeli ittifaklar kurar. Asiller ve sıradan insanlar, askerler ve büyücüler, katiller ve bilgeler; bahtları ve elbette hayatları uğruna bir araya gelir

Kargaların ziyafetinde çoğu misafirdir fakat azı nefes almaya devam edebilecektir

Müthiş bir cilt daha.
Time Out London

Martin, Buz ve Ateşin Şarkısının bu cildiyle de fantastik türünü yüceltmeye devam ediyor.
STL today.com

Amerikanın Tolkieni.
Time

Buz ve Ateşin Şarkısı sağlam bir şekilde çok satanlar listelerinde çünkü muhtemelen en iyi fantastik seri.
Detroit Free Pres
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serisi son gaz devam ediyor… Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin 4. kitabı olan Kargaların Ziyafeti - Kısım 2 ile karşınızdayım. Lafı uzatmadan hemen yorumlamaya geçelim…


İçerik Yorumu

Buz ve Ateşin Şarkısı serisini ne denli sevdiğimi taklipçilerim bilecektir. Hikayenin yazılmış bölümün sonuna yaklaşırken okumalarımı giderek yavaşlattığımı belirtmem lazım. George R. R. Martin’in yazma konusunda ki vurdumduymazlığı nedeniyle seriyi çokça merak etmeme rağmen okumak istemiyorum. Bitecek çünkü ve ben meraktan öleceğim…

Neyse bu küçük sızlanma ardından şunları söylemek istiyorum; Martin’in kitabın sonunda kendisinin de belirttiği gibi Kargaların Ziyafeti Kısım II genel anlamda kral topraklarında geçiyor ya da kral topraklarının sakinleri hakkında… Daha çok karşılıklı söz düellolarının olduğu bir kitap. Bu demek değil ki heyecan yok! Aksine daha çok dikkat çekici ve akıcı olmuş bu özellikleri sayesinde.

Kargaların Ziyafeti Kısım II’de en can alıcı hamlelerin sahibi Dorne hakkında olan kısımlardı. Spoiler vermemek adına bunlardan elbette bahsetmeyeceğim ama bir kez daha “Dizi kitabın suyunun suyu” teoreminin ne kadar gerçek olduğunu görmüş oldum demem yeterli olacaktır sanırım.

Sonuç alarak soluksuz okuduğum bir kitaptı. Seriyi beğenen bir okur olmama yanı sıra yazarın deha dolu kurgusu beni bir kez daha kitaba hayran bıraktı diyebilirim. Sadece diziyi izliyorsanız çok şeyler kaçırıyorsunuz yok kitabı okuyor ve henüz Kargaların Ziyafeti Kısım II’ye gelmemişseniz sizi çok güzel sürprizler bekliyor.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,9

Yazım Dili Yorumu

George R. R. Martin’in akıcı üslubu sizi kendisine bağlayacak. Rahat bir okuma olacaktır. Olaylara kafanızın takılması dışında üslup anlamında hiçbir sıkıntı yaşamayacaksınız.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,9

Yapısal Yorum

Epsilon Yayınları’nın alışılagelmiş Buz ve Ateş’in Şarkısı tasarımı vardı elbette kitapta. Sade ve şık bir tasarım. Yazım yanlışı olarak birkaç örnek gözüme takılsa da çok rahatsız edici bir durum yok.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Hiç bir anne evladından uzun yaşamamalı, hiçbir kaptan da gemisinden uzun yaşamamalı  (Sayfa 7)

Bir adamın mücadele şarkıları söyleyebiliyor olması, bir mücadelede savaşabileceği anlamına gelmez  (Sayfa 56)

Bilgi altından daha kıymetli ve hançerlerden daha ölümcül olabilirdi.  (Sayfa 73)

Bir düşmanı öldürmek başka şeydi, onun şerefini lekelemek başka.  (Sayfa 124)

Erkekler büyük aptallardır, Bin yılda bir gelenler bile.  (Sayfa 203)

Bir şeye inanmak istediğimizde hepimiz kendimizi kandırırız. (Sayfa 226)

Kudretli lordlar taht oyunları oynamaya başladığında, sıradan bir insan olmak tehlikelidir. (Sayfa 259)

Babası bir keresinde, korkmanın utanılacak bir şey olmadığını söylemişti, sadece korktuğunu göstermek utanç vericiydi. (Sayfa 339)

Planlarını kimseyle paylaşmazsan, kimse sana ihanet edemez. (Sayfa 407)



01: Puzzle Yapıyoruz : Railway Scene at Hornellsville

Cuma, Eylül 15, 2017
Puzzle, Cahil Okur Puzzle Yapıyor, Trefl, Railway Scene at Hornellsville

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Uzun bir süre önce size şurada yeni bir projem olduğunu söylemiş lakin devamını getirememiştim. Bu gün işte o projenin devamı sizlerle.

Daha öncede belirttim gibi puzzle yapmayı oldukça çok seviyorum. Lakin uzun zamandır yapamıyordum. Neyse ki Mavim ile birlikte yaptığımız etkinlikler kapsamında yeniden puzzle yapmaya başladım ki, onunla yaptıklarımın tadı bir hayli başka… Lafı uzatmadan Trefl marka Railway Scene at Hornellsville yapbozumun yapılış aşamalarını anlatmaya başlıyorum sizlere.


Puzzle, Cahil Okur Puzzle Yapıyor, Trefl, Railway Scene at Hornellsville


Her zamanki gibi çerçevesi ile başladığımız yapbozumuzun en kolay yapılan kısmı elbette ki yazılı olan kısımlardı. Bazı yapbozlarda bu durum bazen can sıkıcı olsa da Railway Scene at Hornellsville’de kolay olan kısımlar buralardı. Maviminde yardımı ile kısa sürede buraları hallederek tren istasyonun yapımına geçtik ki buralar az zorladı gerçekten.

Puzzle, Cahil Okur Puzzle Yapıyor, Trefl, Railway Scene at Hornellsville


Sonrasında da trenleri birleştirdik. Farklı renklerde olmaları ve birbirinden bu özellikleri ile ayrılmaları sebebiyle bu kısımlarda da fazla zorlandık diyemeyeceğim. Trenlerle alakalı bölümde asıl zorlayan zemini yapmaktı.

Puzzle, Cahil Okur Puzzle Yapıyor, Trefl, Railway Scene at Hornellsville

Uzun süre dolapta yarı yapılmış vaziyette bekleyen yapbozumda eksik çıkmama gibi bir ihtimal yoktu. Elimdeki yerleştirilmemiş parçalar bittiğinde yapbozda 3parçanın eksik olduğunu gördüm. Yapbozu beklettiğim dolapta yaptığım aramalar sonrasında 2 parçayı bulsam da, son parça ne yazık ki tüm aramalarıma rağmen bulunamadı.

Yapboz yapanların çokça başvurdukları “kutudan kesme” işlemi sonrasında yapbozu tamamladım ve yapıştırdım. Sonuç kesinlikle tatmin edici oldu. Mavim ile tamamladığımız ilk yapbozumuzu da böylelikle çerçeve için bekletmeye almış olduk.
Puzzle, Cahil Okur Puzzle Yapıyor, Trefl, Railway Scene at Hornellsville

Kartondan kesilen parçayı fark edemeyenler için de şu görseli sizlerle paylaşıyorum. Lütfen fikirlerinizi paylaşın benimle... 

Puzzle, Cahil Okur Puzzle Yapıyor, Trefl, Railway Scene at Hornellsville




Marka: Trefl
İsim: Railway Scene at Hornellsville
Kesim: 4,8/5
Renk: 4,7/5
Kalite: 4,8/5



79: KİTAP YORUMU : Harry Potter ve Felsefe Taşı

Perşembe, Eylül 14, 2017
Kitap Yorumları, J. K. Rowling, Harry Potter ve Felsefe Taşı, Harry Potter And The Philosopher's Stone, Ülkü Tamer, Yapı Kredi Yayınları, Roman, Fantastik, Edebiyat, Gençlik
Yazar: J. K. Rowling
Baskı Tarihi: Mayıs 2016
Sayfa Sayısı: 274
ISBN: 9789750802942
Orijinal Adı: Harry Potter And The Philosopher's Stone
Çeviri: Ülkü Tamer
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Edebiyat, Gençlik

KİTAP HAKKINDA


"Harry, elleri titreyerek zarfı çevirince mor balmumundan bir mühür gördü; bir arma - koca bir 'H' harfinin çevresinde bir aslan, bir kartal, bir porsuk, bir de yılan."

HARRY POTTER sıradan bir çocuk olduğunu sanırken, bir baykuşun getirdiği mektupla yaşamı değişir: Başvurmadığı halde Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'na kabul edilmiştir. Burada birbirinden ilginç dersler alır, iki arkadaşıyla birlikte maceradan maceraya koşar. Yaşayarak öğrendikleri sayesinde küçük yaşta becerikli bir büyücü olup çıkar.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bakalım bu seri ne zaman bitecek çok merak ediyorum. Oldukça fazla bir şekilde blogumu boşladığımın farkındayım. Sizlerden özür diliyorum.
Seriye Harry Potter ve Felsefe Taşı ile devam ediyoruz. Lafı fazlaca uzatman gençliğim en güzel kitaplarından olan bu kitap hakkındaki fikirlerimi sizlerle paylaşmaya başlıyorum hemen. 

İçerik Yorumu

Harry Potter ve Felsefe Taşı ile tanışmam aslında çok ama çok zaman önceydi. Bir fanatik olduğumu söyleyemem (İnternetteki fanatikleri görünce onlara haksızlık etmek istemedim.) lakin yine de serinin sıkı takipçilerinden birisiydim.

Harry ile tanışmamızın 20. yılı sebebiyle seriyi tekrar okumak istedim. Ayrıca ilkinde ödünç alarak okuduğum kitapların kütüphanemde de yer alması benim için önemliydi. Okurken zaman zaman ilgimin kaydığını belirtmem lazım. Lakin bunun başlıca nedeni benim kitabı ikinci kez okuyor olmam ve hakkında bolca bilgi sahibi olmamdı.

İçerik anlamında Rowling2in yazdıklarını övmemin ya da yermemin çok bir anlam ifade etmediğini biliyorum. Çünkü hepimizin kitap hakkındaki fikirleri sabit sanırım.

Her şeyiyle güzel bir okumaydı bence. Hala okumadıysanız bu seriyi size tek bir sorum var; “Hangi dünya da yaşıyorsunuz siz?”

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,9

Yazım Dili Yorumu

J. K. Rowling diyorum size…. Hadi ama… Daha ne diyebilirim ki.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

Kitabın hayran kaldığım noktalarından birisiydi. YKY’nin yeni tasarımına hayran kaldım. Sadece Hagrid tasarımı biraz ürkünç olmuş. O pamuk kalpli adamı keşke bu kadar sert çizmeseydiler.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Bazı olaylar vardır, dostluklara yol açar, dört metre boyunda bir ifritin canına okumak da öyle bir olaydı işte.  (Sayfa 160)


Düzenli bir kafa için ölümde büyük bir serüvenden başka bir şey değildir.  (Sayfa 262)

Ağustos'un Ardından

Salı, Eylül 05, 2017
Aylık Rapor, Estikçe

Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Gecikmeli yazılar serimize kaldığımız yerden devam ederken arayı fazla açmadan aylık raporlarımı da yazmaya çalışıyorum. Ne yazık ki iş hayatımın yoğunluğu bloga ayırdığım zamanı ciddi anlamda etkilemeye başladı ki bu da beni üzmüyor desem yeridir. Ağustos ayı geride kalalı bir hafta kadar oldu, hemen aylık raporumu sizlerle paylaşmak istiyorum.


NELER OKUDUM?


Metal Fırtına 3- Karşı Saldırı

Burak Turna’nın yazmış olduğu üçüncü Metal fırtına kitabını okudum. Ne yazık ki bu seriden pek hoşlanamadım. İstediğim gibi gitmiyor. Yavan geliyor. Umarım ilerleyen kitaplar daha farklı olur.

Kutsal Savaş

Bu ay okuduğum güzel bir eserdi. Sonunda seri bitti. Yakında toplu değerlendirme yazacağım. Benim beğendiğim bir kitap oldu.

Papatya Kokulu Hikayeler (Yarım kaldı)

A101 ganimetlerinden bir kitap. Tam bitmedi ama yine de bu ay içerisine almak istedim. Mavi’min benim için seçtiği bir eser. İçinde güzel hikayeler mevcut. Zaman zaman duygulandım açıkçası.

NELER İZLEDİM?


Bildiğiniz gibi bu ay Game Of Thrones ayıydı. Bölüm incelemesi pek yapamadım ama buna da toplu bir değerlendirme yazmayı planlıyorum. Lakin beklediğimin altında bir sezondu bunu belirtmek lazım.

Film anlamında pek bir şey izlemedim. Mavi’m ile izlediğim “Sen Benim Her şeyimsin” ve “İftarlık Gazoz” aklımda kalanlar. Haricinde birkaç film daha izledim ama pek kayda değer değildiler.

Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 2-3
En uzun eser: Kutsal Savaş (408)
En kısa eser: Metal Fırtına 3 – Karşı Saldırı (168)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 665 Sayfa
Genel Toplam Sayfa 2017: 10085 Sayfa
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 22 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Kutsal Savaş


200. Yayın’da Herkese Teşekkürler

Salı, Eylül 05, 2017
200. Yayın, Cahil Okur, Estikçe,

Cahil Okur’dan merhabalar…

Kısa süreli ayrılıklar olsa da geçen sürede hiç kopamadım blogumdan. İlk günden bu güne çok ama çok uzun yollar kat ettim. Bu yolda benimle olanlara 200. yazımda bir kez daha teşekkür etmek istedim huzurlarınızda…

Öncelikli olarak hayatımı güzel kılan iki kadına teşekkür etmek istiyorum. Biri annemdir. Varlığımın sebebi, huzur kaynağım ve de yaşam sebebim. Senin evladın olmak bu hayta ki en büyük şanslarımdan bir tanesi…

Diğer kadın ise ilerleyen günlerde eşim olacak olan Mavi’m. İyi ki varsın, iyi ki varız diyorum yine… Hayatıma neşe kattın güzel kız… Seni seviyorum.

Can kardeşlerim ve yengeme de sonsuz teşekkürler. Belki burayla alakaları yok pek ama ailem onlar. Her üzüntümde her neşemde onlar var yanımda. İyi ki de varlar.

Sonrasında sevgili dostlarım Uzun ve Çömez… Sizlere de teşekkürler. Bu blogun kat ettiği yollarda hep yanımdaydınız, destekteydiniz.

Ve sevgili blogger dostlarıma, takipçilerime sonsuz teşekkürler. Sizlerin okumaları, yorumları ile çok ama çok büyük kazanımlar elde ettim. Cahil Okur’u bu günlere getirenler sizlersiniz.

Bloga ilk postu gireli 831 gün olmuş. 2 yıl 3 ay 7 gün tam olarak. Daha uzun süreler burada olmak istiyorum, bu da sizlerin desteği ile olacak bir şey. Hep bir arada olmak umuduyla…

Hoşçakalın.



78: KİTAP YORUMU : The 100 – İsyan

Pazartesi, Eylül 04, 2017
Kass Morgan, The 100,  The 100 - İsyan, GO kitap, GO!, Kitap Yorumları, Roman, Bilim-Kurgu, Edebiyat

Yazar Kass Morgan
Baskı Tarihi: Şubat 2017
Sayfa Sayısı: 285
ISBN: 9786051880822
Orijinal Adı: Rebellion (The 100 #4)
Çeviri: Selen Ak
Yayınevi: Go! Kitap
Kitabın Türü: Roman, Bilim-Kurgu, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Kolonicilerin, Dünya’daki 100 ekibine katılmasının üzerinden aylar geçmiş, bir zamanların çocuk suçluları kurulan yeni düzenin liderleri arasındaki yerlerini almıştır.

Ne var ki huzur içinde geçen günler uzun sürmez ve birlikte ilk bayramlarını kutlamaya hazırlanan Koloniciler ile Dünyalılar bir anda yabancı bir grubun saldırısına uğrar. Saldırganlar çok sayıda insanı öldürüp bir o kadarını da esir alır ve kampın stoklarını yağmalarlar.

Kaçırılanların arasında Wells’in, Octavia’nın ve Glass’ın da olduğunu öğrenen Bellamy ile Clarke arkadaşlarını kurtarmak için kurdukları bir ekiple birlikte yola çıkar.

Başka yerleşimleri yakıp yıkıp yağmalayan bu fanatik topluluğun amacı saflarını büyütüp nükleer savaşın mahvettiği gezegeni “iyileştirmek” ve bunu yapmak için de kendileri dışında herkesi ortadan kaldırmaktır.

Birbirlerine olan bağlılıkları bir kez daha sınanan 100 ekibinin kurtuluş için yapacakları tek bir şey vardır: onları bu ekibin bir parçası yapan isyan ruhunu yeniden uyandırmak.

KİTAP YORUMU

Kass Morgan, The 100,  The 100 - İsyan, GO kitap, GO!, Kitap Yorumları, Roman, Bilim-Kurgu, Edebiyat
 
Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serimize 20 günlük bir aranın ardından devam ediyoruz. “Yarım bırakamadığım kitaplar” hadisesinden hepiniz artık haberdarsınızdır sanırım. The 100 – İsyan’da benim yarım bırakamadığım  lakin okumaktan zevk almadığım bir kitap olarak yorumlanacak.

İçerik Yorumu

Nedendir bilemiyorum Kass Morgan’ın The 100  serisine bir türlü kanım ısınamadı. Lakin yukarıda da belirttiğim gibi ne yazık ki bir seriyi yarım bırakmak bana göre değil. Durum bu olunca da istesem de istemesem de okumaya devam ediyorum.

Neyse lafı uzatmadan yoruma geçecek olursak durum şu ki yine beklenmedik hiçbir şeyin olmadığı bir kitap ile karşı karşıya kaldım. Bu tür kitapları çokça okuduğumdan mıdır, yoksa Morgan’ın hala beni şaşırtacak seviyede olmamasından mıdır bilmiyorum ama hiç meraklanmadım kitabı okurken.

İçerik anlamında beni sevindiren tek konu “Taş”  olarak geçen yapının Beyaz Saray olduğunu bilmek ve buraların kötü karakterlerin yuvası haline gelmesiydi. Ben Kass Morgan’ın burada günümüze gönderme yapmış olması ihtimalini sevdim açıkçası.

Kitabı okurken aldığım notlarda “1 ay oldu hala kitap elimde sürünüyor” yazmışım varın siz düşünün kitabı ne kadar sevdiğimi. Başka ne diyebilirim ki…

Kitabın içerik anlamında beni üzen bir diğer noktası ise eşcinsellik konusunu bu kadar över hala getirmesi. Hiçbir zaman homofobik olmadım lakin bu tip özendirici içerikler beni tedirgin etmiyor değil. Netice de gençlere yönelik bir kitap ve konunun bu denli açıkça işlenmiş olması yanlış geliyor bana.

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,5

Yazım Dili Yorumu

Kass Morgan’ın sade hızlı okunan bir yazım şekli var. Keşke üslup konusundaki başarısını içerik anlamında da gösterebilse

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,4

Yapısal Yorum

Kitabın en güzel tarafı buydu işte. Go! Kitap yine kalitesi ile öne çıkıyor. Tasarımlarına hayran kaldığım bir yayınevi.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,5

SEÇTİĞİM SÖZLER


Cesaretle pervasızlık arasında çok büyük bir fark vardır. (Sayfa 69)

Kimi insanlar Düna'ya bakınca yalnızca ondan ne alabileceklerini görürler. Dünya'dan ne koparabileceklerini, neyi çalıp götürebileceklerini... Ama liderlik için bundan fazlası gerekir. Liderler çevresine bakınca, başkalarına ne sunabileceklerini düşünmelidirler. (Sayfa 141)

Güzelliğin çirkinliği yenmesi, doğanın onu hor kullanan insanların günahlarını bağışlaması gibiydi.  (Sayfa 203)


İnsanın ailesi neredeyse, evi de oradaydı. (Sayfa 274)

77: KİTAP YORUMU : Metal Fırtına 2 - Kurtuluş

Perşembe, Ağustos 17, 2017
Kitap Yorumları, Metal Fırtına, Kurtuluş, Burak Turna, Roman, Edebiyat, Macera-Aksiyon, 9789944826754
Yazar: Burak Turna
Baskı Tarihi: Haziran 2013
Sayfa Sayısı: 230
ISBN: 9789944826754
Yayınevi: Timaş Yayınları 
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat, Macera-Aksiyon

KİTAP HAKKINDA


Burak Turna’nın, Türk bilim-kurgu edebiyatını yeni bir boyuta taşıyan kitabı "Metal Fırtına" kaldığı yerden devam ediyor...

"Metal Fırtına 2: Kurtuluş"

Gri takım, Ortadoğuyu kaosa sürükleyenlerin peşinden gidiyor.

Bu macerayı bir solukta okuyacaksınız...
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ne yazık ki biriken kitap sayısı bir hayli fazla. Lafı uzatmadan hemen Burak Turna’nın Metal fırtına 2 – Kurtuluş kitabına geçiyorum.

İçerik Yorumu

İlk kitabın ardından Orkun Uçar ve Burak Turna’nın yollarını ayırdıklarını daha önceki seride sizlerle paylaşmıştım. Ayrılığın ardından Turna’nın yayınladığı ilk kitap Kurtuluş

Kitabın tam anlamıyla belirli bir olay etrafında geçmediğini belirterek başlamak istiyorum içerik yorumuma. Kurtuluş daha çok üçüncü kitap öncesinde bir hazırlık kitabı niteliğinde bir eser.

Tam anlamıyla belirli bir olay etrafında geçmediğini az önce de söylemiştim, serinin devamı açısından daha çok Amerika’nın Müslüman toplum hakkındaki fikirlerini ve planlarını anlatan bir eser. Elbette bu serinin devamı açısından önemli çünkü seri genel anlamda anti-Amerikancı bir yapıya sahip.

Yazarların yol ayrılığı kahramanlarında değişmesine sebep oluyor bir anlamda. Kurtuluş da Gökhan Birdağ’ın yerini Mete Han alıyor. En az Gökhan kadar başarılı kahramanımız Gökhan’ın da takım arkadaşı daha doğru bir tabir ile birlikte eğitim aldığı bir isim ve Kurtuluş da kendinin maceralarını okuyoruz.

Olay örgüsü açısından oldukça karışık olan ilk sayfalar ardından belirli bir çizgide hareket eden Kurtuluş’un sanırım sonuna doğru Mekke yakınlarında bir savaş gerçekleşiyor ve bu savaşta Türk ve Amerikan askerleri karşı karşıya geliyor. Savaş esnasına iki ülke komutanlarının 20. yüzyıl askerleri üzerine yaptıkları yorumlar beni geçekten farklı fikirlere sevk etti.

Genel anlamda bakıldığında güzel bir kitap olsa da içerisindeki teorilerin her an her yerde rast gelebileceğiniz “Kahvede yapılan beyin fırtınaları” adı altında toplayabileceğimiz bir yapıya sahip olduğunu belirtmekte fayda var.  Kötü değildi ama iyi de değildi “bence”

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,8

Yazım Dili Yorumu

Burak Turna’nın öyle ahım şahım bir edebiyat dili olduğu kanısında değilim. Anlatacaklarını herkesin anlayabileceği bir seviyede anlatıyor ve öyle uzun cümlelere gerek duymuyor. Bu da rahat okunmasını sağlıyor.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,2

Yapısal Yorum

Timaş’tan çıkan yayının kalitesi güzeldi. Lakin kapak tasarımına taktım biraz. Ne bileyim daha farklı olabilirdi. Yine de en yüksek puanı kitap benden bu konuda alacak.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,5

SEÇTİĞİM SÖZLER


Güç seninse o zaman her şey senin için bir araçtır.  (Sayfa 26)


Türkler ölüyordu, ama yenilmiyordu. (Sayfa 181)
Blogger tarafından desteklenmektedir.