02: Puzzle Yapıyoruz : Çok özel bir puzzle

Çarşamba, Nisan 18, 2018


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Evliliğin ilk ayının içerisindeyim. Bu nedenle buralarda pek olamıyorum, lakin kısa zaman içerisinde yeniden eski aktif durumuma geçeceğimi belirtmek isterim. (Kitap okuyabildiğim de yok bu ara maalesef.)

Neyse bu günkü yazımızın konusu bunlar değil. Mavi’m ile evimide yaptığımız ilk puzzle ı paylaşacağım sizinle. Bundan önce yaptığım tüm puzzlelar bir yana bu puzzle bir yana. (Gerçekten hem anlam açısından hem de yapım açısından çok ama çok farklı bir puzzle oldu.)

Lafı fazla uzatmanın anlamı yok… İyi seyirler diliyorum…



97: KİTAP YORUMU : Sherlock'un Kadınları / Bayan Hudson ve Mary Watson Serisi 1

Cuma, Mart 30, 2018

Kitap Yorumları, Sherlock Holmes, Michelle Birkby, Sherlock'un Kadınları, Bayan Hudson ve Mary Watson Serisi, arkadya,

Yazar: Michelle Birkby
Baskı Tarihi: Ağustos 2017
Sayfa Sayısı: 440
ISBN: 9786051880891
Orijinal Adı: The House at Baker Street
Çeviri: Dilek Parsadan
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat, Macera-Aksiyon

KİTAP HAKKINDA


Her dâhi dedektifin arkasında dâhi bir kadın vardır…

Baker Sokağı sakini Bayan Hudson’ın, sığınağı olarak gördüğü mutfağında yapmayı en çok sevdiği şey, çay demlemek ve kek pişirmektir. Ta ki dâhi dedektif Sherlock Holmes, bir gün ondan yardım istemek için gelen Laura Shirley adında bir kadını geri çevirene dek…

Laura Shirley’nin merdivenin başında ağladığını gören Bayan Hudson, kadını mutfağına davet eder ve ne sıkıntısı olduğunu öğrenir. O an karar verir. Bu zamana kadar güvenli liman olarak gördüğü 221B numaralı evinin mutfağından çıkma vakti gelmiştir. Davanın izini kendisi sürecektir… Doktor John Watson’ın sevgili eşi Mary Watson da ona yardım edecektir. Daha fazla gölgede durmayacak aydınlığa çıkacaklardır. Ancak işler sandıkları gibi kolay gitmez, tamamlamaları gereken yapbozun parçalarını bulmak tehlikeli sulardan geçmeyi gerektirecektir…

Bu bir Bayan Hudson ve Mary Watson macerasıdır…

Çayınızı elinize alın ve koltuğunuza kıvrılın. Oyun başlıyor!

Michelle Birkby’nin kaleme aldığı Sherlock’un Kadınları, her işin üstesinden gelebilecek kadınların dayanışmasını, içlerindeki gücü ve merhameti müthiş bir dille anlatıyor. Orijinal hikâyelerin lezzetini aratmayacak olan bu kitaba bayılacaksınız. (Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Düğün telaşı geride kalmışken kitap yorumlarına kaldığımız yerden devam edelim hemen. Bu gün karşınıza Sherlock’un Kadınları isimli Michelle Birkby romanı ile gelmiş bulunmaktayım. Arkadya tarafından yayınlanan eseri okuyanlar muhakkak vardır aranızda, bakalım kitap hakkındaki fikirlerimiz ne kadar uyuşacak. 

İçerik Yorumu

Sherlock’un Kadınları kitabını sadece ismine bakarak aldım. Hakkında ne bir yorum okudum, ne de bir ön bilgiye sahiptim. Arkadaya tarafından yayımlanan esere karşı biraz ön yargım olsa da (Konu Arkadaya yayınevi olunca Sherlock’un sevgilileri hakkında falan diye düşünmüştüm açıkçası) beklediğim çok ötesinde bir eser oldu.

İlk 50 sayfayı okurken, klasikleşen Sherlock kitaplarında olduğu gibi hızlı bir giriş ile karşılaşmamam nedeniyle sıkıldığımı hissettiğim anlar oldu açıkçası. Lakin bu hisse kendinizi fazla kaptırmayın çünkü sonrasındaki tempo gerçekten Sherlock hayranlarını memnun edecek seviyede.

İçerik anlamında beni tatmin eden başlıca konu; Doyle tarafından yazılan Sherlock eserlerinde olduğu gibi kitaptaki kahramanlarımızın ciddi anlamda kendilerine hayran bırakan çözümlemeleridir. Eserde Bayan Hudson sürekli olarak; “Bay Sherlock olsa ne yapardı?” gibi bir cümle kullanıyor ki yazarımızın da bu noktada “Bay Doyle olsa bu olayı nasıl anlatırdı?” gibi bir soru üzerine olayları şekillendirdiği kanısındayım.

Bu arada Bayan Hudson demişken, kendisinin orijinal hikayelerdeki pasif tutumu yerine Birkby’in hikayelerindeki aktif halini tercih ettiğimi belirtmem lazım. Olayları anlatış olarak da bir Sherlock hayranı olarak beni memnun etmiş durumda. Bayan Watson’da başarılı bir karakter olmuş ve kocasıyla boy ölçüşebilecek kapasitede bir karakter haline gelmiş.

Sonuç olarak Michelle Birkby’in kitabı için söylenebilecek beklide en güzel cümle şu olacak gibime geliyor; “Doyle’un romanlarında perdenin arkasında kalan karakterlere bir saygı duruşu”  Bence bu kitabı en güzel anlatabilecek olan cümle budur benim için.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,9

Yazım Dili Yorumu

Michelle Birkby’in ülkemizde yayınlanan ilk kitabı Sherlock’un Kadınları… Konu itibari ile keniiini her yönden Arthur Conan Doyle İle karşılaştırmak zorunda hissediyorum kendimi. Ama bu noktada şunu belirtmek lazım ki Doyle ile ciddi anlama yarışır durumda bence. Buna yazım dilinin akıcılığı ve anlaşılırlık da dahil. Durum bu olunca yazım dilinde de güzel bir not alacak elbette Birkby.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

Arkadaya’nın klasikleşen yayın politikasının dışında yer alan bu kitabı basması gerçekten beni şaşırttı. Ama şunu demem lazım ki farklı bir lezzet ve tat katmışlar. Kapağın görselliği ve tasarım gerçekten eserin lezzetini farklılaştırmış. Ben beğendim. Umarım ki kısa zaman sonra yazarın ikinci kitabı olan “The Woman of Baker Street” i basarlar. Merakla bekliyor olacağım. 

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Ayakta durmakta zorlanan bir bedenin temiz bir ruhu olsa ne olurdu?  (Sayfa 91)

Hediye atın dişine bakılmaz (Sayfa 210)

Artık biliyorduk. Bilmek bizi değiştirmişti. (Sayfa 276)

Hayat sırlarla doludur. Ve ben hayattaki en büyük sırrı hep bildim. Aşk diye bir şey yoktur. (Sayfa 322)

Kavuştuk!

Perşembe, Mart 29, 2018

Estikçe, Mavim,


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Bu adam öldü mü, kaldı mı? Hiç mi merak edeni yok şu koca mecra da... Sanırım yok : ) Neyse o kadar da önemli değil birilerinin merak edip etmemesi.  Lakin yine de yaklaşık 1 ayı geçkin süredir nerelerde olduğumu açıklayarak dönüyorum aranıza yeniden…

Ey ahali duyduk duymadık demeyin, duyanlarda bir zahmet duymayanlara iletiversin. Yeşili mavisine kavuştu. Evlendim ömrümün sahibi olan güzel kadınla. Mutluyum demek az kalır an itibari ile yaşadığım sevinci anlatmaya…

Daha önceki yazılarımda sizlere yakında evleneceğimizi ifade etmiştim bu satırlardan.  50 gün var, 35 gün var, 3 gün – 5 gün var derken geçtiğimiz Cuma – Cumartesi günleri düğünümüzü yaptık çok şükür. Kazasız belasız, sorunsuz sıkıntısız bir düğün geçti bizim adımıza. En güzeli de sonunda bir araya gelmek, kendi yuvamızda yan yana, omuz omuza olabilmekti. Çok bekledik bunun için ama sonunda önce çaba meyvesini verdi ve başardık.

Aramızda olan tüm dostlarımıza tekrardan buradan teşekkür ederim. Gerçekten böylesi günlerde anlıyorsunuz kimler tarafından önemsendiğinizi. Ve inanın sevildiğinizi görmek kadar bir insanı memnun edecek hiçbir şey yok bu hayatta.

Hazır sevilmekten bahsetmişken bir kez daha söyleyeyim huzurunuzda ömrümün sahibine; “Seni seviyorum ömrüm. Hayatıma hoş geldin. Seni bana verene şükürler olsun. Varlığınla şereflendirdiğin ömrüm artık eskisinden çok ama daha çok güzel. Teşekkürler kadınım, iyi ki varsın.”


NOT: Şimdilik bu kadar, lakin ilerleyen günlerde düğünle ilgili ayrıntılı bir yazı daha yazmayı planlıyorum. 

Pazar 6'lısı #12 Kış Olimpiyatları

Pazar, Şubat 25, 2018


Pazar 6'lısı, Estikçe, Kış Olimpiyatları
Cahil Okur’dan herkese merhabalar.

Yeni bir haftaya girmeye az bir zaman kala, yeni Pazar 6’lısı ile karşınızdayım. Bu hafta yine faklı bir konsept var Pazar 6’lısında. Bu ayın konuları biraz geç gelmiş olsa da sevgili Esseve Rin güzel bir konsept hazırlamış bizlere. Olayı kendi ağzından aktaracak olursak “Şu ana kadar ki en orijinal Pazar 6'lısı temalarından biri bu oldu diyebilirim. Malum Güney Kore’de şu an Kış Olimpiyatları yapılıyor. Dedim biz niye yapmayalım? :D Kış Olimpiyatları’ndaki birkaç kategoriyi kitaplara uyarladım, umarım seversiniz. Aşağıda belirttiğim her kategoriye bir kitap seçme şeklinde gerçekleştireceğiz” Evet, lafı uzatmadan hemen Pazar 6’lısına geçiyorum.

1) Kayakla Atlama- Sıkıldığınız için atlayarak okuduğunuz bir kitap

Sanırım cevap veremeyeceğim tek soru bu olur. Bir kitabı başlamışsam yarım bırakmam, okuyorsam da ne kadar sıkılsam atlayarak okuyamam. Bana göre değil. Elbette sevmediğim kitapları beynim çabuk unutur ama yine de atlayarak okuma yapmıyorum hiç.


2) Kızak- Herhangi bir toplu taşımada okuduğunuz/okumaya uygun bir kitap

Aslında bu sorunun net bir cevabı olamaz sanırım. Ancak toplu taşımada okumaya uygun diyebileceğim bir kitabın daha hafif ve okurken yormayacak türde bir kitap olması gerektiğinden yola çıkarak tercihimin Sherlock Holmes eserleri olacağını ifade edebilirim. Hatta daha da ayrıntı verecek olursam Martı Yayınları’ndan çıkan ve 5 kitapta toplam 55 hikaye barındıran seriden bahsediyorum. (Yakında yeniden okumayı planlıyorum.)

3) Kısa Mesafe Sürat Pateni- Bir oturuşta okumalık bir kitap

Grigory Petrov’un Beyaz Zambaklar Ülkesi’nde kitabı geldi aklıma ilk olarak. Herkesin okuması gereken ve elimden geldiğince tavsiye ettiğim bir eser. Hem kısa hem de akıcı bir eser. Kesinlikle Kısa Mesafe Sürat Pateni için uygun : )

4) Biatlon- Hem filmini izlediğiniz hem de kitabını okuduğunuz bir kitap

Aslında bir çok kitabı örnek verebilirim ama ben favorim olan Yüzüklerin Efendisi üçlemesini örnek vermek istiyorum. Seriyi bir kez okudum, en az 10+ kez izledim. Yine olsa yine izlerim açıkçası. Ki Mavi’m ile düğün sonrası böyle bir planımız var.

5) Curling*- Sizi düşündüren bir kitap
Bu tip bir soru geldiğinde hep aynı cevabı veriyorum; Rüzgarı dizginleyen Çocuk…
6) Serbest Stil Kayak- Bu yazıyı okuyanlara önereceğiniz bir kitap

Soz zamanlardaki en büyük favorim olan Mıllennıum Serisi size önereceğim eser olacak. Az bir şey olsa da eğer polisiyeden hoşlanıyorsanız aşık olacağınız bir eser.

İşte bu haftanın Pazar 6’lısı bu şekildeydi. Sizde aramıza katılmak isterseniz eğer her hafta hangi konuyu yazacağınızı Esseve Rin’den öğrenebilirsiniz.  Kendisi önerilere de her zaman açıktır.

96: KİTAP YORUMU : Kayıp Kentin Yakışıklısı

Cumartesi, Şubat 24, 2018

Kayıp Kentin Yakışıklısı, Yılmaz Erdoğan, Sel Yayıncılık, Aşk, Şiir, Kitap Yorumları,
Yazar: Yılmaz Erdoğan
Baskı Tarihi: 1999
Sayfa Sayısı: 96
ISBN: 9789755700182
Yayınevi: Sel Yayıncılık
Kitabın Türü: Aşk, Şiir

KİTAP HAKKINDA


Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim,
çocuk olmaktan...
Ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu babam...
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Yorumları geciken kitapları serisi devam ederken, çekilişimiz de devam ediyor dostlar. Bu gün karşınıza Yılmaz Erdoğan’ın Kayıp Kentin yakışıklısı kitabıyla geldim. Lafı uzatmadan hemen yorumlamaya geçelim o vakit…

İçerik Yorumu

Yılmaz Ertdoğan oyunlarını sevdiğim, oyunculuğuna çoğu zaman hayran kaldığım bir isim oldu hep. Bir şair olarak Yılmaz Erdoğan ise benim adıma ilk üçe girebilecek nitelikteki kişilerdendir.

Kayıp Kentin Yakışıklısı, Erdoğan’ın ilk kitabı yanlış hatırlamıyorsam. Kolay okunabilen ve içerisinde Şair Yılmaz Erdoğan dediğinizde aklınıza gelebilecek ilk şiirleri bulunmakta. Hatta şöyle diyebilirim en meşhur şiiri “Yaşayabilme İhtimali” ile başlayan kitap, esere adını veren “Kayıp Kentin Yakışıklısı” şiiri ile son bulmakta.

Yarım saat gibi bir zaman zarfında bitirdim eser, içerik olarak bana hitap eden bir yapıya sahipti. Hem şiirin sevdiğim bir türü vardı ortada hem de kalemine hayran olduğum bir şair.

Kayıp Kentin Yakışıklısı  ile alaklı olarak son olarak söyleyeceğim şudur; eğer şiirleri seven bir kişi iseniz kesinlikle okumalı ve de kitaplığınızda bulundurmalısınız.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,7

Yazım Dili Yorumu

Yılmasa Erdoğan’ı sevdiğimi yukarda da anlattım sizlere. Yazımı oldukça sade ve herkesin anlayabileceği türde bir anlatıma sahip. Bu anlamda bu kategoride benden iyi bir notu hak eden bir isim.  

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,8

Yapısal Yorum

Yukarıdaki görsel de gördüğünüz kapak olan baskısı var bende. Gerçekten kapağa hayran kaldım diyebilirim. Az sayıda kapak için bu kelimeleri kullanırım; kendisi benim adıma unutulmaz kapaklardan bir tanesi. Eser içeriğinde de herhangi rahatsız edici bir nokta ile karşılaşmadığım için bu kategoride de puanım yüksek olacak.  

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Bir insanın sevmekle başlıyordu her şey,
ve boşanmak için
en az iki şahit gerekiyordu! (Sayfa 19)

ve ben ne zaman,
kiminle sevişsem,
hala seni aldatıyorum! (Sayfa 20)

Aşkları da devralır mı
kalp nakli yaptıranlar? (Sayfa 38)

Yaşlanmakla ıslanmak aynı şey (Sayfa 47)

kalbim bir etten organ sadece
kalbim yüreğim olur,
sen gelince... (Sayfa 74)

Çekiliş Vakti #8

Cumartesi, Şubat 17, 2018

Çekiliş, Estikçe, kitap çekilişi

Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Klasikleşen ÇEKİLİŞ zamanımız gelmiş durumda. 95. kitap yorumumu yayınladım ve yeni çekilişimiz başlamış durumda. Daha önceki çekilişlerde de olduğu gibi 100. kitap yorumunun yayınlanması ardından çekiliş son bulmuş olacak.

Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenleri ise bu sefer biraz değiştirme kararı aldım. Sadece çekiliş için buralarda olan arkadaşları biraz saf dışı bırakmak adına yaptığım bir şeydi bu…

GFC’den blogumu takip etme şartı aynı şekilde devam ediyor. Lakin paylaşım ya da kendi blogunuzda ekstra tanıtım falan istemiyorum artık. Sadece 91. kitap ile 100. kitap yorumları dahil olmak üzere arada yazdığım yazılara yorum yapan arkadaşlarım ekstra 1’er hak kazanacak. Her yorum +1 hak anlamına geliyor. 

Çekiliş neticesinde ödülü yine kendiniz belirleyeceksiniz. 91. Kitap ile 100. Kitap arasındaki istediğiniz bir eseri seçebilirsiniz.


95: KİTAP YORUMU : Metal Fırtına 4 - Gizli Güç

Perşembe, Şubat 15, 2018

Kitap Yorumları, Metal Fırtına 4, Gizli Güç, Burak Turna, Profil Yayıncılık, Roman, Siyaset-Politika, Edebiyat,
Yazar: Burak Turna
Baskı Tarihi: Aralık 2009
Sayfa Sayısı: 200
ISBN: 9789759962005
Yayınevi: Profil Yayıncılık
Kitabın Türü: Roman, Siyaset-Politika, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Son kitapta tuzağa düşürülen Gri Takım'ın hangi üyeleri kurtuldu?

Dünyayı diz çöktürmeye yeminli Elan Rahu Gri Takım'ı ortadan kaldırabilecek mi?

Gizli Silahlar kınlarından çıkıyor mu?

Türkiye'nin Gizli Gücü harekete geçecek mi?

"Metal Fırtına" kahramanları Gökhan ve Mert ne yapacak?

Tüm bu soruların ve daha pek çoklarının sevapları kitabın içinde...

Okuyucuların ellerinden bırakamayacakları yepyeni bir macera sizleri bekliyor.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Yorumları geciken kitapları serisini bir yandan bitirmeye bir yandan da yeni kitapları bitirmeye çalışırken, yorumları sizlerle buluşturmak biraz gecikiyor ki bu durumdan oldukça hoşnutsuzum.bunun için bir kere daha özür dileyerek hemen Burak Turna’nın Metal Fırtına 4 – Gizli Güç kitabının yorumuna geçiyorum.

İçerik Yorumu

Genel anlamda politik-kurgu adı altında toplanacak bir türün örnekleri olan Metal Fırtına serisinde benim oyumun Burak Turna’dan yana olmadığını artık biliyorsunuz. Ben Orkun Uçar’ın kalemini daha çok seven bir okurum. 4. Kitapta da bu değişmedi açıkçası.

Kitabı okurken aldığım notlardan size direkt aktaracağım şu cümle sanırım genel anlamda kitap hakkındaki fikrimi açıklayacaktır sizlere; “Şimdiye kadar okuduğum en kötü Metal Fırtına kitabı!” Maalesef ki içerik anlamında eserin bana düşündürdüğü buydu.

Genel anlamda 3. kitabın devamı niteliğinde olsa da, hiçbir şey anlatmamak üzerine kitabın yazarının bir mottosu varmışçasına, konuların herhangi bir neticeye bağlanmamış olması beni oldukça şaşırttı. Kitap bittiğinde ne yazık ki; “E sonra ne oldu?” diyor lakin cevabını alamıyorsunuz.

Çabuk okunması dışında içerik anlamında beni etkileyen ya da hakkında olumlama yapacağım bir durum ne yazık ki yok. Zaman kaybı olarak nitelendirmek istemesem de seride Metal Fırtına 4 – Gizli Güç’ün pek de yeri doldurulamayacak bir eser olmadığını belirtmem lazım.

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,9

Yazım Dili Yorumu

Burak Turna’nın dili sade ve anlaşılır lakin olay örgülerini okuyucuyu kilitleyecek kalitede oluşturamaması nedeniyle benden geçer not alabilmiş değil. Politik kurgu seven br adam olarak daha iyi bir yazar okumayı isterdim.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 3,6

Yapısal Yorum

Kitap adına konuşabileceğim tek artı belki de bu başlık artında. En hoşuma giden tarafı kitabın kapağıydı. Daha iyisi elbette vardır ama bu kadar olumsuzluk içindeki en güzel tarafıydı.
Yapısal olarak olumsuz taraf ise kitabın içindeki yoğum yazım hatalarıydı. Türk edebiyatındaki bir çok eserde bu hatalarla karşılaşmak mümkün. Bunda suç kimin? Orasını bilemiyorum

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,1

SEÇTİĞİM SÖZLER


Korku iyi bir şeydi, insanları çalışmaya zorlardı. Hata yapmak konusunda daha çekingen olurdu. (Sayfa 32)

Doğruluk demek, daha güçlü olanın iradesinin doğrultusunda gitmek demektir. (Sayfa 126)

94: KİTAP YORUMU : Manolya Kokulu Hikayeler

Pazar, Şubat 11, 2018


Kitap Yorumları, Manolya Kokulu Hikayeler, Ender Haluk Derince, Yakamoz Yayınları, Hikaye (Öykü), Aşk, Edebiyat,
Yazar: Ender Haluk Derince
Baskı Tarihi: Eylül 2014
Sayfa Sayısı: 320
ISBN: 9786053847403
Yayınevi: Yakamoz Yayınları
Kitabın Türü: Hikaye (Öykü), Aşk, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


"Her şey beklemesini bilen kişiye kendiliğinden gelir."

Kokulu Kitap Umudunu yitirme, Şu hayatta bir şeyin bitişi her zaman başka bir şeyin başlamasına sebep olmuştur. Okurken içinizi huzurla dolduracak, yüreğinizi ısıtacak, iyilik, sevgi, dostluk ve mutluluğu dile getiren birbirinden güzel 42 adet hikâyeden derlenen bu kitapla hayata keyifli bir mola verip kargaşadan sıkıntılardan uzaklaşacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geçtiğimiz yıl içerisinde okuduğum kitapların değerlendirmesini halen bitirebilmiş değilim. İçinden geçtiğim yoğun sürecin bunda katkısı çok olsa da gerçekten üzüldüğümü belirtmem lazım. Bir kez daha bu gecikmeler için sizlerden özür diliyor ve hemen Ender Haluk Derince tarafından derlenmiş Manolya Kokulu Hikayeler yorumuna geçiyorum.


İçerik Yorumu

Derince’nin kendisinin yazmış olduğu bir kitap var mı gerçekten bilmemekle birlikte ona bir yazar demekle dememek arasında gidip geliyorum. Çünkü Kokulu Hikayeler Serisi’nin hepsinde karşımızda derleyici olarak çıkmakta.

Ender Haluk Derince hakkındaki yorumumuzu kenara bırakıp kitap hakkında konuşacak olursak; okurken aldığım notlarda zaman zaman ağlamakla olduğumu yazmışım. Gerçekten kısa hikayeleri seven bir adam olarak, “Bir annenin sevgisi, Hayat ertelemeye gelmez, Çakıl Taşları ve Cesaret imkansızı başarır” gibi hikayelerin beni oldukça fazla etkilediklerini belirtmem lazım.

Kitap size sunduğu hayatlar ve karakterler sonrasında istemsizce sizi telefona yönlendirip birilerini arama isteği meydana getirmekte. Garip bir duygusal bombardımana tutuluyorsunuz. 320 sayfalık kitapta bir çok defa bu hisse kapıldığımı belirtmem lazım.

İçerik ile ilgili olarak son olarak söyleyeceğim şudur ki; “insan olmak” pasajının sonundaki “ Okuduktan sonra bunların hepsini unutacağınızdan emin olun” cümlesi beni oldukça etkiledi. Kimilerine göre çok hafif ve sığ bir kitap gibi gelebilir lakin işin aslının “bence” öyle olmadığını belirtmem lazım.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,6

Yazım Dili Yorumu

Ender Haluk Derince hakkındaki fikirlerimi içerik yorumunun hemen başında sizlerle paylaştım. Daha da fazla diyecek bir şey yok bence…

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,3

Yapısal Yorum

Kitabı ben A101 kampanyasından sevgili Mavi’m için almıştım. Şimdilerde serinin yarısı onda duruyor yarısı bende. Şunu diyebilirim ki kitap A101 kitabı olması nedeniyle biraz deforme olmuş durumda(koku anlamında [Artık manolya kokmuyor]) Yine de başa bir problem ile karşılaşmadım diyebilirim. Yakamoz adına başarılı bir çalışma.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Yerkürenin başına gelen, yerkürenin çocuklarının da başına gelecektir. (Sayfa 37)

Bir zaferin şartları her zaman çok basittir. bir süre için çalışın, bir süre tahammül edin, her zaman inanın ve hiçbir zaman geri dönmeyin (Sayfa 55)

Hayalinizin peşinden gitmeye başladığınız an, hayatınızda her şey bir anlam kazanır. (Sayfa 79)

Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, birde ölmek zamanı… (Sayfa 91)

İnsanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki; dil onları telaffuz edemez. (Sayfa 117)

Anne ailenin güneşidir. Bir ailede o olmazsa orada büyüyen çocuklar gölgede kalmış meyveler gibi olgunlaşamaz. (Sayfa 183)

Sevgi, sevdiğin kişinin mutlu olduğunu gördükçe, onun mutluluğu ile mutlu olabilme sanatıdır.  (Sayfa 201)

Sanırım, Tanrı'yı muhteşem kılan, onun iyilik ve kötülük arasında tarafsız kalması, iyiliği yarattığı gibi kötülüğü de, kusursuzluğu yaratabildiği gibi kusuru da yaratabilmesidir.  (Sayfa 213)

Sadece hayat veren değil, hayat verip hak eden baba adını taşıyabilir. (Sayfa 261)

Her canlı büyümek için sevgiye ihtiyaç duyar  (Sayfa 299)

Sevgililer Günü için dev hizmet! Her ilişkiye uygun birbirinden farklı hediye önerisi

Cuma, Şubat 09, 2018

Evet, yine o malum tarih yaklaştı. Belki uzun zamandır evlisiniz, “Artık Sevgililer Günü mü kaldı bize?” diyorsunuz. Belki uzatmalı sevgilisiniz, her 14 Şubat geldiğinde ne alacağınızı kara kara düşünüyorsunuz. Belki yeni bir sevgili yaptınız, heyecandan ne alacağınızı bilemiyorsunuz. Belki de bu günü evinizde tüylü, minik dostlarınızla geçirecek ve “En güzel sevgi bu!” diyorsunuz. O da mı değil? E, o zaman neden kendi kendinize hediye almıyorsunuz? Tamam, merak etmeyin; bu listede hepinizi düşündük.


 
- İlişkiyi heyecanlandırmak için baştan çıkarıcı bir koku alın. Kokular hafızada yer bırakır ve her yeni koku bambaşka hatıralar yaratır. Hazır kış ayındayken baskın ve egzotik kokuları tercih edebilirsiniz. 

Kadın parfüm önerimiz için tıklayın! 

Erkek parfüm önerimiz için tıklayın! 

- İlişkinizin başladığına dair sosyal medyada boy boy fotoğraflarınızı sergilediniz büyük ihtimalle. Ama unutmayın, geleneksel fotoğraf albümünün anlamı her zaman çok başkadır. O nedenle, HP Sprocket kırmızı fotoğraf yazıcısı sevgililer günü için çok keyifli bir hediye olacaktır.  HP Fotoğraf yazıcısı için tıklayın!
 

- Bu önerimiz ise beylere. Her zaman geç kalmasına sebebiyet verdiği için söylendiğiniz eşinizin makyaj setini yenileyerek şaşkınlık yaratmaya ne dersiniz? Kadınlar kozmetik ürünlere bayılır, biliyorsunuz.  Kozmetik ürünleri için tıklayın!

Her Pazartesi beraber spor yapmaya niyetleniyor ama ilişkideki bir taraf planları bozuyorsa, şahane bir fikrimiz var. Motivasyonu yükseltecek bir akıllı bileklik! Fiziksel aktiviteleri detaylı bir şekilde takip etmeye olanak tanıyan bu bilekliklerle spordan kaçmak yok, sağlıklı hayata hemen başlamak var. Akıllı Bileklikler için tıklayın!

- Romantiklik önemli. Karşınızdakine ince bir ruhu ve ince zevklere sahip biri olduğunuzu göstermek için en iyi gün, bugün! Hediye edeceğiniz retro bir plakçalarla eski plakları dinleyip, romantik bir akşam geçirebilirsiniz. Retro plakçalarlar için tıklayın!

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Geçen Ay Neler Oldu? - Ocak 2018

Cumartesi, Şubat 03, 2018
Aylık Rapor, Estikçe, Ocak 2018

Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

2018’e ne zaman girdik derken geride Ocak ayı geride kaldı bile… Verimli bir ay geçtiğini söyleyemem ama yine de güzeldi.

NELER OKUDUM?


Tüm Yollarım Sana Çıkıyor

Ne kitaptı ama! Kitabın güzelliği bir yana 3 ay gibi bir süre de okudum ki nedenlerini yorumumda bahsetmiştim. Yılın ilk biten kitabı oldu.

Roverandom

Aşkım Mavim’in bana yıl dönümümüz de aldığı kitap. Tolkien hayranlığıma yeni bir boyut kazandıran eserdir. Diğer bir özelliği ise ilk ciltli Tolkien kitabım olmasıdır. İlerleyen günlerde yorumu gelecek.

Arı Kovanına Çomak Sokan Kız

Sallander’a hayranım ve hayranlığım giderek artıyor. Benim için ayın en güzel kitabıydı. Kalan kitapları ne zaman okurum bilmiyorum ama kısa zaman içinde okumak istiyorum.

NELER İZLEDİM?

Bu ay hiç film izleyemedim. Zamanım mı yoktu ben mi iştahsızım bilmiyorum. Dizi noktasında bu ara TRT1’in Payitaht dizisine takmış durumdayım. Yeni başladım ve ilk 16 bölüm geride kaldı. Güzel ilerliyor lakin tarihsel yanlışlıklar ve abartılar fazla tek sıkıntımız bu kendisiyle…

Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 3
En uzun eser: Arı Kovanına Çomak Sokan Kız (800)
En kısa eser: Roverandom (184)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 1203 Sayfa
Genel Toplam Sayfa 2017: 1203 Sayfa
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 39 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Arı Kovanına Çomak Sokan Kız




YouTube'da neler izliyorum?

Salı, Ocak 30, 2018
Estikçe, Tolga Çevik, P!nç, Babala, BudabiTV, Barış Özcan, Ezginin Kanalı, Turk Trucker

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Benim gibi evdeki vaktini genel olarak bilgisayar başında geçiren insanların en uğrak sitesi YouTube olmuş durumda. İnternete ulaşımı olan kişilerin günde en az bir defa YouTube’a girdiği bir gerçek olarak karşımıza çıkarken, ben de sizlere YouTube’da hangi kanalları takip ettiğimi, neler izlediğimi paylaşayım dedim.

Tolga Çevik


Tolga Çevik’i bilmeyen yoktur sanırım. Tv8’de Komedi Dükkanı programına başladığı günden bu yana hemen hemen her programını tekrar tekrar izlemişimdir. Özellikle annemle yemek yemek için masaya oturduğumuzda mutlaka telefondan açıyoruz ve gülerek yemeği tamamlıyoruz. Açmayı unuttuğum zamanlarda annemin cümlesi şöyle oluyor genellikle; “Hani şu bizim adam vardı ya, onu açsana” YouTube’da en fazla izlediğim videoların sahibidir kendisi.

P!nç, Babala ve BudabiTV


3 farklı kanal… Hepsinin temelinde Oğuzhan Uğur var. Mevzular programı olsun, Rönt olsun, Olaylar olsun bir çok programını keyifle izliyorum.  Gerçekten güzel konulara esprili bir dille yaklaşan bir adam. Mevzular’ı özellikle öneririm.

Barış Özcan


Her videosunu tekrar tekrar izlediğim adamdır kendisi. Gerçekten anlatıkları ile ufuk açan bir kimse. YouTube’un da dünya çapındaki 7 elçisinden biri gibi bir şey olmuştu yanlış hatırlamıyorsam. Kitaplara bu kadar değer veren insanların Barış Özcan’dan da muhakkak haberi vardır. Bu arada kendisinin “Zinciri Kırma” etkinliğini 2 yıldır uygulayan biryim.

Ezginin Kanalı


Ezgi’yi Game Of Thrones yorumları ile tanıdım. Artık her videosunu izliyorum. Sinema üzerine bir kanal ve zevk alıyorum anlattıklarından. Ama her zaman Game Of Thrones videoları favorim.

Baran Köse ve Nilüfer Baş’ta Game Of Thrones ile birlikte paralel izlediğim kanallar. Genelde sezon başlayınca takip ediyorum.  Onun dışında pek baktığım yok bu iki kanala.

Turk Trucker


Fatih Yıldırım’a ait bir kanal. Kerndisi bu grubun içindeki en garip kanal beklide. Amerika’da tır şoförlüğü yapıyor. Yol hikayeleri, Amerika’da yaşam vs gibi konularda gerçekten sohbet tadında bir kanal. Hoş vakit geçirmek adına güzel bir kanal “bence”


Muhakkak aranızda bu bahsettiğim kanalları takip edenler, benden daha önce bu kanalların sıkı takipçileri olanlar vardır. Dilim döndükçe sevdiklerimi sizlerle paylaştım. Şimdilik hoşçakalın… 

93: KİTAP YORUMU : Şiirler

Çarşamba, Ocak 24, 2018

Kitap Yorumları, Erdem Bayazıt, Şiirler, İz Yayıncılık,Edebiyat, Şiir

Yazar: Erdem Bayazıt
Baskı Tarihi: 2015
Sayfa Sayısı: 208
ISBN: 9789753550208
Yayınevi: İz Yayıncılık
Kitabın Türü: Edebiyat, Şiir

KİTAP HAKKINDA


"Bir genç adam için şehrin ıstırabını, bozulmuş törenin, inançsızlığın, faziletsizliğin tepkilerini alışılmış düzenden yılgınlığı ve isyanı ve İslâm'da kurtuluşun güzelliğini, maddeden kaçışı, köye kasabaya kaçışı ısrarla anlatan şiirler..." Ahmet Kabaklı
"Barbar güçlerin, teknolojinin yıktığı, Tanrı'dan kopardığı insanın manevî kurtuluşunu arayan Sebeb Ey..." Behçet Necatigil
"Erdem Bayazıt'ın şiiri değil eski dindar şairlerinkinden, Mehmed Âkif'inkinden de çok farklı bir şekil ve üslûpla yazılmıştır..."
Mehmet Kaplan

Elinizdeki kitap ünlü şairin Sebeb Ey, Risaleler ve Gelecek Zaman Risalesi adlarıyla yayınlanan eserlerini bir araya getiriyor. Böylece Bayazıt'ın okuyucusu şairin ilk üç kitabını topluca edinme imkanı buluyor.

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geçtiğimiz yıl içerisinde okuduğum lakin halen sizlerle yorumu paylaşamadığım bir kitap ile karşınızdayım. Erdem Beyazıt’ın Şiirler eserini bir çırpıda okumuştum, ama onu anlatmak biraz daha zor olacak gibime geliyor.

İçerik Yorumu

Beyazıt, “Şiir diye bir ömür tüketerek yazdıklarım iki saatte okunuyor... Bundan ucuz ne olabilir ki, havadan başka” dizeleri ile karşılıyor sizleri hemen daha kitabın başında. Farklı bir  paradoksun içine atıyor okuyanı bu söylem. Daha bunun etkisinden çıkamamışken, her dizede, her şiirde farklı duygular hissediyorsunuz.  

İçerik olarak ölüme dair söyledikleri çok farklı ve çok düşündürücü nitelikte. Eğer sakin bir kafa ile oturup okursanız, farklı bir boyuta geçtiğinizin farkına varırsınız sizde. Farklı bir tat ve farklı duyguları yaşamanıza neden oluyor yazılanlar.

Şiirleri tek tek burada inceleyemem lakin seçtiğim sözlerden de anlayacağınız üzere ciddi bir duygu seli sizleri beklemekte bu eserde.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,7

Yazım Dili Yorumu

Erdem Beyazıt’ın dili ilk sayfalarda ağır geldi bana. “Acaba bana hitap etmiyor mu?” diye bile düşündüm. Ama okudukça ısınıyorsun. Orta seviye bir okurun pek de zorlanacağı kanısında değilim.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,6

Yapısal Yorum

İz Yayıncılık’tan sanırım ilk kitabım bu eser. Bir şiir kitabı olması hasebiyle fazlaca bir görsellik aramıyorum zaten. Bence yeterli seviyede ve geçer not almayı hak ediyor.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Şiir diye bir ömür tüketerek yazdıklarım iki saatte okunuyor... Bundan ucuz ne olabilir ki, havadan başka  (Sayfa 5)

Çıkacağız yola
Hesap günü gelince
Yağmur yüzümüze değince
Güneş bir mızrak boyu yükselince.  (Sayfa 32)

Ve şunu anlıyoruz
En iyisi yürüyerek gidilir yaşamağa.  (Sayfa 62)

Aşkın bir adı da yorulmamaktır (Sayfa 116)

Hiçbir okyanus olamaz
Bir mücahidin
Yüzündeki çizgilerden
daha derin.  (Sayfa 134)

Ölümle tanıştıktan sonra anladım
Sadece bir kimlik belgesi olduğunu yaşamanın.  (Sayfa 140)

Kimsenin efendisi değilsin kırlarda
Kendinin bile
Her şeyin kölesisin şehirlerde
Kendinin bile!  (Sayfa 200)

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm

Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm  (Sayfa 208)

Pazar 6'lısı #11 O mu? Bu mu?

Pazar, Ocak 21, 2018
Pazar 6'lısı,  O mu? Bu mu?


Cahil Okur’dan herkese merhabalar.

Hafta sonlanırken yeni Pazar 6’lısı ile karşınızdayım. Bu hafta faklı bir konsept var Pazar 6’lısında. Nasıl sonuçlar çıkacak gerçekten merak ediyorum. Lafı uzatmadan hemen başlayalım.

1) Kaldığınız yeri belirlerken sayfanın kenarını kıvırmak mı, yoksa ayraç kullanmak mı?

Ben ayraç kullanmayı sevenlerdenim. Hatta çok beğendiğim bir ayracı iyice parçalanana kadar kullanırım da. İyice eskidiğine kanaat getirince değiştirim sadece. Zavallı ayraç bazen yelpaze olur, bazen okuduğumu kendimi çok kaptırınca dişlediğim bile oluyor. Sayfaların kenarını kıvırmak pek bana göre değil. Ama ayracı kaybetmem ya da evde unutmam durumunda (Sabahları son dakikada evden çıktığım durumlarda unutabiliyorum ki genellikle kitap okurken uyuyakalıyorum.) sayfanın kenarını kıvırdığımda olmuyor değil.

2) Kitap okurken yemek yemek, mi yoksa içecek içmek mi?

Kitap okurken genelde sigara içiyorum. (Önemli Uyarı! Sigara Sağlığa Zararlıdır) Kolamda yanımda olur. Bir şeyler yemek noktasında çok iyi değilim okurken. Muhakkak kitabın bir kenarına bulaştırırım. Bu nedenle bundan uzak durmaya çalışıyorum.

3) Bir seferde sadece tek bir kitap okumak mi, yoksa birden fazla kitap okumak mı?

Aslında aynı anda farklı kitaplar okumayı çok istiyorum lakin bunu başardığım söylenemez. Aynı anda 3-4 kitap okuyan hatta işi abartım 5+ kitap okuyan insanlarla tanışmışlığım var. (Benim için hep bir ütopya olmuştur bu insanlar) Lakin ben hep tek kitap üzerinden gidiyorum. Konuları birbirine karıştırmak gibi bir zafiyetim var. Bu nedenle gereksiz bir atraksiyon oluyor benim için.

4) Uzanarak okumak mı, yoksa oturarak okumak mı?

Birini diğerine tercih ettiğim söylenemez. Her ikisini de yapıyorum. Yada şöyle bir cevap daha mantıklı olabilir beklide; “Genellikle uzun oturarak kitap okurum.”

5) Beğendiğiniz alıntının altını çizmek mi, yoksa başka bir yere yazmak mı?

Daha önceki yıllarda kitapların altının çizilmesinden hiç hoşlanmazdım.bu tip bir davranışın kitaba saygısızlık olduğunu düşünenlerdim. Fazlaca not falanda almazdım o zamanlar. Ancak blogumu açtığım günden bu yana bu konuda bazı değişiklikler yaşadım.
Öncelikle kendime renkli kalemlerden oluşan bir kalemlik oluşturdum. Kitaplarımın rengine uygun olduğunu düşündüğüm kalemleri kullanıyorum artık beğendiğim cümlelerin altını çizerken. Sonrasında post-it ile yerini belirginleştiriyorum. Blogumda şu an yer alan ve yorumlarını yaptığım tüm kitapların altları çizili ve bir düzüne kadar post-it yapıştırılmış durumda.
Kitaplığımda onları toplu gördüğüm de farklı bir haz alıyorum artık. Daha bir yaşanmışlık ekleniyor sanki kitaplara bu şekilde.

6) Kitapları internetten almak mı, yoksa kitapçıdan almak mı?

Aslına bakarsanız bu soru için hiç düşünmeme gerek yok. İnternet alışveriş yapan arkadaşlarıma oldukça özeniyorum. Ama kitaplarımı dokunarak almayı seven bir adamım.bu nedenle kitapçımdan alışveriş yapıyorum. Herhangi bir gezide veya fuarda değilsem de kolay kolay kitapçımı değiştirmem. Konya’da yaşadığım  dönemde de memleketim olan Manisa/Soma’ya döndüğümde de bu durum aynı oldu. (Bu arada Soma’da tek bir kitapçı var. Kırtasiyelerden kitap almayı da sevmem.)

BONUSLAR


1) Yerli edebiyat mı, yoksa yabancı edebiyat mı?

Kesin yerli ya da kesin yabancı diye bir ayrımım yok. Daha çok yabancı edebiyat okuyorum lakin yerli edebiyatta da beğendiğim, hakkında iyi yorumlar okuduğum kitapları okurum. Sürekli takip ettiğim bir Türk yazar yok ama…

2) Basılı kitaplar mı yoksa e-kitaplar mı?

Benim felsefem yukarıdaki soruda da bahsettiğim gibi kitaplarımla fiziksel temas kurmak üzerine dayalı… E-kitap’ın birçok artısı olduğu aşikar lakin yinede bir kitap okuyacaksam onu elime alıp okumayı tercih ederim.


İşte bu haftanın Pazar 6’lısı bu şekildeydi. Sizde aramıza katılmak isterseniz eğer buradan her hafta hangi konuyu yazacağınızı öğrenebilir, Esseve Rin’e yazılacak Pazar 6’lıları noktasında önerilerde bulunabilirsiniz.

Seri Kitapları Seri Okuyoruz Okuma Etkinliği

Perşembe, Ocak 18, 2018
Estikçe, Şule Uzundere, Seri Kitapları Seri Okuyoruz Okuma Etkinliği

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Sevgili Şule Abla’nın “Seri Kitapları Seri Okuyoruz Okuma Etkinliği”nden haberdar mısınız? Değilseniz hemen buraya tıklayarak haberdar olun derim. Yeni yıla güzel bir etkinlik ile başladı Şule Abla. Bende katıldım ve şimdi sizlere okumayı planladığım kitapları aktaracağım.

Olimpos Kahramanları 5. Kitap

Serinin son kitabı. Hikayenin sonu yani… Etkinlik için güzel bir seçim bence.

Percy Jackson ve Olimposlular Serisi

Aslında Olimpos Kahramanları’ndan önce okunması gereken seri ancak bana şimdi nasip olacak. : ) Etkinlik için “bence” güzel bir seçim. Bu yılki okunacak listemdeki kitaplardı.

Magnus Chase Serisi

Elimde sadece ilk kitabı var. İkinci kitabı da yıl içinde okurum diye düşünüyorum.

Yerdeniz Büyücüsü Serisi

İzmir Kitap Fuarı’ndan aldığım seri… Nerdeyse 2018 fuarı gelecek ama ben halen başlayamadım. 6 kitap… Beni biraz önlere taşır : ) 

Harry Potter ve Sırlar Odası

Harry Potter sersine yeniden başlamıştım geçtiğimiz yıl. İkinci kitabı henüz okumadığımı düşününce onu da bu maratona dahil ettim.

Gece Evi Serisi

Yine bir “tekrar okuma” listemdeki kitap serisi… Şimdilik İhanet’i okuyacağım. Kalan kitaplardan kaç tane okurum bilmiyorum. Bildiğiniz gibi 12 kitaplık bir seri Gece Evi Serisi.

Millennium Serisi

İlk iki kitabın tadı halen damağımda. Sırada üçüncü kitap var. David Lagercrantz’ın yazdıklarını okur muyum hiç bilmiyorum. Stieg Larsson kadar tat veriri mi acaba?

Buz ve Ateş’in Şarkısı

Martin’in yazmaya devam etmemekte ısrar ettiği seri… Elimde okumadığım sadece Ejderhaların Dansı kaldı. Okuyup bitirmek istemiyorum ama belki yılın ikinci yarısında Martin’den güzel bir haber gelirse bunları da okur bitiririm.

Estikçe, Şule Uzundere, Seri Kitapları Seri Okuyoruz Okuma Etkinliği


Şimdilik benim listem bu kadar. Ama muhakkak yıl içerisinde bunlara ekstra kitaplarda dahil olacaktır. Şule Abla kadar iddialı değilim lakin yine de şansımı deneyeceğim. 

92: KİTAP YORUMU : Tüm Yollarım Sana Çıkıyor

Perşembe, Ocak 18, 2018

Kitap Yorumları, Tüm Yollarım Sana Çıkıyor, Ayşen Bozkuş Ilgın, Dokuz Yayınları, Roman, Aşk, Edebiyat

Yazar: Ayşen Bozkuş Ilgın
Baskı Tarihi: Kasım 2016
Sayfa Sayısı: 400
ISBN: 9786054737864
Yayınevi: Dokuz Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Aşk, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Bir kadının, 'Hayat bu yolu yürümemi ve tercihlerimi sorgulamamı istedi. Yürüdüm, sorular sordum, düşündüm, öğrendim, büyüdüm, değiştim. Sevmenin ve sevilmenin ne olduğunu, şu hayattaki en önemli şeyin sevgi olduğunu, doğruyu kendim düşünüp sorgulayarak bulmam gerektiğini öğrendim. Ondan önce kendimi mutlu sanırdım. Bir süs havuzuna bırakılmış kuğu gibi nerede olduğumu, niye burada olduğumu sorgulamadan, öğretildiği gibi hep aynı yerde yüzer dururdum. Sebepsiz, amaçsız, şuursuz bir şekilde öğretilen hayatın tekrarında sıkışıp kalmışlığımın farkında bile değildim. Bana takılan at gözlüğümü, tatminkârlığımla sıvayıp, tozpembeye boyamıştım. Herkesin gözünü kör eden aşk benim gözümü açınca, ilk iş o gözlüğü çıkardım. Önce gözlerim kamaştı ama çabuk alıştım. Ayağıma dikenler battı elbet, yoruldum da bu yolda. Ama vazgeçmedim. Ben sevmeyi ve yaşadığım duygular için hayata teşekkür etmeyi seçtim.

Ben onunla bir hayali yaşıyorum sanmıştım.
Rüyadayım sanmıştım.
Meğer o benim uyanışımmış.

Sonradan öğrendim,' dediği, Derin ve Deniz'in anne, baba, eş, evlat, kadın, erkek, tüm sıfatlarından soyunup üzerlerine aşkı giyerek, eğri bir gemiyle çıktıkları seferin düşündüren, sorgulatan hikâyesi...
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Uzun zamandır kitap yorumu ile sizlerle olamıyordum. Uzun zamandır kitap okuyamayışımın da bunda etkisi fazla elbette. Lakin bu gün karşınıza bir kitap ile geldim. Yazar Ayşen Bozkuş Ilgın’ın imzalı olarak bana hediye ettikleri kitabı Tüm Yollar Sana Çıkıyor’dan bahsedeceğiz bugün.

İçerik Yorumu

Öncelikli olarak ben kitabı 96 gün gibi rekor bir sürede okudum. Nişan hazırlıkları, nişan, düğün telaşı ve kötü bir kayıp neticesinde sona eren 2017’nin son ayları ne yazık ki benim adıma güzel geçmedi. Bu nedenle geciken yorum için öncelikli olarak yazarımız Ayşen Bozkuş Ilgın hanımefendiden ve sonrasına sizlerden özür dilerim.

Kitabı elime aldığımda ne yazık ki aklıma gelen ilk şey, kitabın benim için olmadığıydı. Benim için derken, “Benim gibi bir okuyucuya ne verebilir ki?” sorusu takıldı kafama. Lakin okudukça neler kazandığımı gördüm diyebilirim.

Kitabın kahramanlarının hiç de tasvip etmediğim hareketler içerisinde bulunduğunu söyleyebilirim. Dağılmış bir ailenin ferdi olarak, kitap boyuncu karakterlerin çocuklarını düşündüm uzun süre. Ki karakterlerde ilerleyen safhalarda en büyük engelin “çocuklar” olduğunu dile getiriyor.

İşlenen konunun tam bir paradoks olduğunu ve bu hengamede okuyucunun da karakterler için “Acaba yaptıkları doğru mu? Yoksa yanlış mı?” sorusunu aklına getiren eserde sadakat üzerine söylenen tüm cümlelerin altına imza atabilirim. Gerçekten güzel ve anlamlı çözümlemeler yapılmış sadakat üzerine.

Kitap içerisindeki yoğun romantizm zaman zaman bana “Kahve Kokulu Hikayeler” gibi bir kitap izlenimi edinmeme sebep olsa da, hikayen sonu gerçekten oldukça vurucu ve her okuyucuyu şaşırtacağından eminim. Öyle ki notlarıma şöyle yazmışım; “Gerçekten var mıdır bu yaşanmışlık bilmem ama başlardaki tepkim sona doğru hafifledi. Belki de yazarın dediği gibi aşka olan saygıdandır bu… Bilemiyorum!”

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,6

Yazım Dili Yorumu

Yukarda da belirttiğim gibi Ayşen Bozkuş Ilgın’ın kalemi “benim için” aşırı romantik. Lakin bu tip yazarları seviyorsanız kesinlikle bir şans verin derim. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen acemice cümleler ile karşılaşmıyorsunuz. Kendi adıma ilk kitabını yazan bir yazar için Ayşen Bokuş Ilgın’ın kalemi oldukça güzeldi.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,4

Yapısal Yorum

Burada belki de en acımasız yorumu yapabilirim. Öncelikle kapak daha soyut olsaydı keşke dedim. Özellikle fotoğraf olan kapakları sevmiyorum. Ama asıl önemli olan ve yapısal anlamda bu kadar bariz bir hatanın nasıl görülmediğini halen çözemediğim konu ise; kitabın iç dizaynında Ayşen Ilgın ismi Ayşe Ilgın olmuş… Yorum sizin…

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 3,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Aşk, bir kısmı yazılmış, noktalı boşlukları doldurman içinde kalemi sana uzatılmış bir kaderdi. (Sayfa 18)

İnsanın en büyük ihtiyacıydı inanmak. Bir şeye ikna olması, inanmak istediğinden kaynaklanıyordu çoğu zaman. İnsan yeter ki inanmak istesin, kendini bile kandırabiliyordu.  (Sayfa 23)

Bu aşk bir oyun olsaydı, tek canının olduğu yakar top olurdu herhalde. Tek hatada, çok can yakacak, bir oyundu çünkü. (Sayfa 36)

Fısıldanan sözler, çoğu kere yüksek sesle söylenenden daha uzağa gider.  (Sayfa 60)

Dünyanın her yerinde bir saat altmış dakika, 1 dakika altmış saniye olmasına rağmen zaman, insanın içinde bulunduğu ruh haline göre değişirdi. (Sayfa 99)

Yabancı olmak, tanışmamak değildi. Her şeyini, tüm huyunu suyunu bildiğin, hatta yıllardır tanıdığın birine de günün birinde yabancı olabiliyordun. Ya a yeni tanıdığın bir sese, gülüşe, tene hiç yabancılık çekmiyordun. (Sayfa 119)

İnsanoğlu hatırlamakla lanetlenmişti... (Sayfa 143)

Aşk otobüsünün bir sonraki durağıydı öpüp dokunmak. Hangi istikamette ne kadar gideceğin tabii ki sana kalmıştı. (Sayfa 188)

İnsanları ve olayları olduğu gibi kabullenince gülümsemesi ve hayatın attığı servisleri karşılaması daha kolay değil miydi? (Sayfa 212)

Yaşayabileceğin tek bir hayat varken, milyonlarcası kitaplardaydı. Kitaplardaki hayatta teselli, alınacak dersler, notlar, umutlar vardı.  (Sayfa 214)

İnsan birisinin kokusunu aldıktan sonra ondan vazgeçmesi çok zordu. Ayrı kalsa, uzak düşse de unutamayacağı bir şey varsa o da kokusuydu. (Sayfa 265)

Oysa gözünün önünde canlanacak birkaç anı kadar kısaydı hayat dediğin. Ve biz hayatımızda neyin daha önemli olduğunu unutarak yaşıyorduk çoğu zaman. Kısacık sevinçler, kocaman hüzünler sığdırıyorduk ömrümüze. (Sayfa 316)

Vazgeçmek için erken, umut etmek için de biraz geçti... (Sayfa 349)


Hayat, seçimlerden ve bedellerden ibaretti. Hayatın, bedelini ödemeye hazır olduğun seçimlerindi. (Sayfa 368)

Pazar 6'lısı #10 Alınacak Kitaplar

Pazar, Ocak 14, 2018
Pazar 6'lısı, Alınacak Kitaplar


Cahil Okur’dan herkese merhabalar.

Yeni yılın ilk Pazar 6’lısı ile karşınızdayım. Esseve Rin’in bu ay için belirlediği ilk 6’lıya yetişemedim lakin bunu yapmam lazım dedim. Hafızamı da tazelemek adına güzel bir 6’lı olacak.

Lafı uzatmadan hemen konuya geçelim ne dersiniz? 14 Ocak Pazar 6’lısı konusu şu şekilde; “Ee yeni yıl yeni kitaplar demek. Bu yıl ilk yapacağınız alışverişte hangi kitapları almayı planlıyorsunuz?”  demiş  Esseve Rin…

Tom Bombadil'in Maceraları


Yeni yılda aldığım ilk hediye ve ilk kitabım Tolkien’in Roverandom’dı. Hayat arkadaşım Mavi’m yıl dönümümüz için bana hediye almıştı. Hatta sıradaki okumama da bu olacak. Bu güzel kitabın ardından ise Tom Bombadil'in Maceraları’nı satın almak istiyorum. 2018 alınacaklar listesinde üst sıralarda.

Vakıf


Bu yıl alıp okumak istediğim bir diğer eser ise Asimov’un Vakıf eseri. Isaac Asimov’un kitapları listemde ama Vakıf ile başlamak istiyorum Kapağı da bunda çok etkili oldu, belirtmeden geçemeyeceğim.

Başlangıç


Dan Brown sevdiğim bir yazardır. Öyle çok fazla kitabını okumadım ve bu yıl içerisinde bir maraton yapıp tamamını okumak istiyorum. Lakin son kitabı Başlangıç alışveriş listemde başlarda yer alan başka bir eser.

Sherlock Dosyaları - 100 Yıllık Sır


Beni yakından takip eden dostlarım bilirler Sherlock’a olan hayranlığımı. Tracy Barrett’in yazmış olduğu Sherlock Dosyaları - 100 Yıllık Sır kitabı da listede tamda bu nedenle kendine yer bulmakta.

Baba


Baba filmini izlemeyen, izleyip de sevmeyen bir film sever tanımadım desem yeridir. Okumayı seven bir adam olarak filmlerine hayran kaldığım Baba filminin kitabı da bu yıl alacağım kitaplar listesinde. Baba’yı düğün sonrası dönemde okumak istiyorum ama…

Reşat Nuri Güntekin Eserleri



Belirli bir kitap ismi yok lakin bu yıl içerisinde Reşat Nuri Güntekin eserlerini hem yeniden okumak hem de kütüphaneme bir koleksiyon olarak eklemek niyetindeyim.  Umarım başarabilirim… 

1 yıl geride kaldı

Salı, Ocak 09, 2018
Estikçe, Mavim,
Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Geçtiğimiz yılın kötü sonlanması ardından yeni yıla biraz daha mutlu başlamak lazım. Henüz rutinlerimi yerleştirememiş olsam da her şeye rağmen “hayat yaşamaya değer” diyoruz ve nefes alıyoruz.

Lafı uzatmadan asıl konuya gelelim, Mavi’m ile 1 yılı geride bıraktık çok şükür. Geçtiğimiz 365 günde çok güzel günler geçirdik. Birçok şeyi birlikte yaptık, birlikte güldük, birlikte ağladık, birlikte hüzünlendik, birlikte saçmaladık.

Benim gibi gıcık bir adama 1 yıl tahammül edebilmek zor iştir. (Kişi kendini bilmeli) Her şey için teşekkür ederim Meleğim. İyi ki varsın iyi ki benimlesin. Seni çok ama çok seviyorum.


Mokuzai’n : )

2017’ye veda…

Pazartesi, Ocak 01, 2018

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Birkaç haftadır buralarda yoktum. Nişan hazırlıkları, nişan süreci üstüne bir de acı bir kayıp… Ne yazık ki 2017 güzel bitmedi. Bu yüzden iyi bir yıl mıydı yoksa kötü bir yıl mı pek bilemiyorum.

Her şeye rağmen koca bir sene daha geride kaldı… Yeni bir yıl demek benim için öncelikli olarak geçtiğimiz yılın değerlendirmesini yapmak demek o zaman hemen değerlendirmeye başlayalım.

12 Bin 739 Sayfa  


Evet, 2017 yılı içerisinde toplama 12 bin 739 sayfa kitap okumuşum. Ekim ayının 15’inde falan sanırım okumayı bıraktım. Son iki buçuk ay oldukça yorucu geçti benim adıma bu da hedeflerime ulaşmamı ciddi anlamda etkiledi.

Toplamda okuduğum kitap sayısı 42, 1 kitabıma halen yarım. O kitapta benim okumama sebeplerimden biridir. Lakin onu da bitireceğim. Yarım kalan bir kitap kadar nefret ettiğim bir şey yok.

50 kitap hedefiyle başladığım yılda sadece 42 kitap okudum. Kötü sayılmaz ama iyi de değil açıkçası. Günlük ortalama okuduğum sayfa sayısı ise bu yıl için 34. Gelecek yıl bu sayıyı 50’ye çıkarmayı planlıyorum. 2018’de yoğun başlayacak ama bunu yapabilirim umarım.

82 Yayın


Toplamda bu yıl blogda yaptığım yayın sayısı ise 82. Haftada 2 blog yayını hedefiyle başladığım yılda (buna ulaşamayacağımı biliyordum gerçi) her şeye rağmen güzel bir rakam diye düşünüyorum.

Toplamda blogum 98 bin 736 defa ziyaret edilmiş. Bu yıl aldığım yorum sayısı 794 iken en fazla yorum alan yazım ise 31 yorum ile Çekiliş Vakti #5 yazım. Günlük ortalama ziyaretçi sayım ise 271 civarı.

Çömez beni yendi


Sizlere daha önce duyurduğum Çömez ile girdiğim iddiayı da kaybettim bu arada : ) 16 bin sayfayı geçen arkadaşıma (Her okuduğu sayfa 3 ile çarpıldığında bu rakama ulaştı) Tolkien’in ölümsüz eseri Yüzüklerin Efendisi’nin tek cilt baskısını alacağım. Laf ağızdan bir kere çıktı yapacak bir şey yok.

Ve 2018…

Bu yıl hedeflerim ise şu şekilde;

Günlük 50 sayfa okuma ortalaması yakalama

Yıl sonunda 50 kitap hedefine ulaşmak

Haftada bloga 2 yazı yazmak

Yıllık ziyaretçi sayısını 150 bin üzerine çıkartmak

En güzel hedefimse Mavim ile 24 Mart’ta dünya evine girmek : )



Gelecek yıl yapacağımız değerlendirmeler hepimizin adına daha iyi ve verimli olur umarım.  Şimdilik hoşçakalın. Hepiniz seviliyorsunuz dostlar…
Blogger tarafından desteklenmektedir.